2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2015 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

DÜĞÜN DERNEK 2: SÜNNET - BİR DÜĞÜN ALANA BİR SÜNNET BEDAVA

düğün dernek 2: sünnet
düğün dernek 2: sünnet. birincisi tuttu ikincisine kısmet gayeli anadolu motifli film.


bu sefer ki anadolu insanını sinemaya taşıma durağımız sivas. düğün dernek filminin yakaladığı başarıdan daha da nemalanmak isteyen yerli hollywood hemen devam filmini yapıştırır. ancak bu kez mevzu sünnettir. sünnet derken filmi yeniden uyarlamak olan sünnetten bahsetmiyoruz. pipil sünnet.

ilk filmde evlenen mutlu mesut olan kerevete çıkan çiftimizin adındaki heceleri uyarlama yoluyla 30 yıldır ülkede yapılan en kötü espriyle bize tanıtılan bir erkek çocukları olduğunu öğreniriz. erkek çocuk deyince sünnet şarttır diyen erkek tarafı ebeveynleri letonyalı gelinin ailesine bu durumu anlatıp ikna edemez. böylece filme malzeme olacak olan sünnet operasyonu başlar.

ilk filmde bıraktığımız karakterleri bir araya toplayarak devam eden filmde çocuğu sünnet ettirmek için atılan taklaların söylenen yalanların çevirilen dalaverelerin anadolu insanını ne de güzel yansıttığını düşünmekten kendimizi alamayız.

mustafa keser in 11 haneli parayı görüp attığı taklalar sanat dünyasının haline özet gibidir belirtmeden geçmeyelim.

mustafa keser

ayriyetten filmde ortaya konmuş en yaratıcı espri nükhet duru ya hasıl olmuş bağlama yapımında türkiye nin jeopolitik önemi başlığı altında servis edilmiştir.

nükhet duru

bir çocuğu sünnet ettirmek için bütün çocukları olaya dahil etmek fikri yardımseverlik adı altına sıkıştırılmış anadolu geleneğidir ki letonyalılar bile bu güzellik karşısında geri durur. kervan yürür.

taht oyunları

neyse sünnet ki bitti derken bir düğün daha olabilir şeklinde 3. filme de gönderme yapılır ki abooovvv diyoruzdur...

devam filmi çekmeyi senden öğrenecek değiliz hollywood. bir yerli film tuttuysa muhakkak ki devam filmi çekilmeli ve de mevzunun içine edilmelidir diye kaç yıllık örf adetimiz var bizim.

ÖZET: DERVİŞLİK OLAYDI TAÇ İLE HIRKA, BEN DE ALIRDIM OTUZA KIRKA.

ISTAKOZ - DİSTOPİK GELECEK KURGUSU

ıstakozıstakoz. gelecekte gücün kimin olacağına dair distopik bir bakış açısı.

filmde bugün bildiğimiz ve alışılagelmiş şehir hayatının kurallara bağlı olarak yalnızca evli çiftlere hak ya da imtiyaz olarak sunulduğu bir süreç anlatılır. evlilik belgeleri yanlarında olduğu sürece dünyanın her yerine gidebilir her türlü nimetten yararlanabilirler. meslek seçimlerinin nasıl yapıldığı yaşam biçimlerine kimin karar verdiği konularında ayrıntı verilmese de hayatın akışının aynı düzende devam ettiğini söylemek yanlış olmaz.

evli olmayanlar ya da eşi ölenler için iki seçenek vardır. bir tanesi eş bulma oteline gitmek. bu otelde 45 gün içinde her türlü hizmetin karşılanırken kendine bir eş bulmak zorundasın. eş olması için kimseyi zorlayamaz ya da otelde kaldığın süre boyunca kimseyle herhangi bir cinsel aktiviteye girişemezsin. eğer 45 günün sonunda hala eş bulamamışsan dilediğin bir hayvana dönüştürülüp doğaya salınırsın. burası işin fantastik kısmı. son dilek hakkının gerçekleştirilmesi. tanrı olmak ya da tanrıyı oynamak.

ikinci seçenek ise kaçmak. ormanda şehirlerin dışında yaban arazide kendi başına ya da bir gurupla birlikte yaşamak. bir nevi özgürlük. dezavantajları doğadaki yaşam döngüsünü bilme ve hayatta kalma becerilerine sahip değilseniz kalabalıklar içindeyken bile yalnız olduğunuz için pek şansınızın olmaması. bir de otelde sahip olduğu 45 günlük süreyi uzatma şansına sahip olabilmek için oteldekilerin sizi avlaması. avladıkları her kişi için artı bir gün kazanıyorlar oluşu. ayrıca filmdeki kendilerine yalnızlar diyen bu gurubun kendine has kurallarının olmasından dolayı da işler beklenmedik bir hal alıyor.

colin farrelltelefon kulübesi filmindeki performansını beğeniyle hatırladığımız ve daha sonra nedense hollywood un herhangi bir marvel karakterine uygun bir rol biçemediği belki irlandalı olduğu içindir colin farrell filmin açılış sahnesinden eşi öldüğü için otele gelen ve bütün ayrıcalıkları elinden alınmış yıllardır yaşadığı şehir hayatına belki bir daha kavuşamayacak olmanın verdiği tedirginlik ve içindeki küçük kırık bir umutla olmadı ıstakoz a döner 100 yıl yaşarım inancıyla bir yalnızdır. ilerleyen zamanla 45 günlük süresi dolmak üzereyken oteldeki kadınlardan birini kendisiyle evlenmeye uygun olduğu vaadiyle kandırarak ikna eder ilerleyen birkaç gün içerisinde kadın colin farrell ın kendisine yalan söylediğini anlar ve onu otel yönetimine şikayet etmek için harekete geçer. bu esnada kadın colin farrell ın daha önceden köpeğe dönüştürüldüğünü öğrendiğimiz kardeşini öldürür ve colin farrell kadının kendisinin şikayet etmesini izin vermez. kadını hayvan dönüştürme odasına kapatır daha sonra otelden kaçar ve ormandaki yalnızların arasına gider. yalnızların arasında yalnızların kurallarını öğrenir yalnızların da ikili ilişkiye olumsuz baktıklarını flörtü yasakladıklarını ama karşılıklı sohbet konusunda herhangi bir sınırlamaları olmadığını öğrenir. tıpkı kendisi gibi miyop rahatsızlığı olan rachel weisz ile tanışır çift birbirine aşık olur ama bunu topluluktan gizlemek zorunda kalırlar. topluluğun lideri olan kadın ikili arasındaki yakınlaşmayı fark edince rachel weisz ı göz doktoruna muayeneye götürdüğünü söyleyerek doktorun onu kör yapmasını sağlar ve ormana geri döndüklerinde kadına kendisini kör ettirdiğini söyler. colin farrell bu duruma ne tepki vereceğini bilemese de gelişen zaman içinde kadınla birlikte topluluğun içinden uzaklaşmaları gerektiğini fark ederler. colin farrell liderin rachel weisz a yaptığı kötülükten dolayı onu kazdığı bir mezarın içine bırakarak köpeklere yem yapar ve rachel weisz ile birlikte şehre doğru kaçarlar.

ıstakoz

oyunculukların yine tavan yaptığı colin farrell yaşayan bir bünyeye daha anlam kattığı beynimizde siyah bulutların dolaşmasına olumsuzlukların kümelenmesine neden olan film kimse için umut kalmadığını her kişinin vadesinin eşine bağlı olduğunu beyan ederken ikilinin bir restoranda karşılıklı otururlarken colin farrell ın rachel weisz için gözlerini feda edeceğini söylemesiyle ve elinde bıçakla tuvalete doğru gitmesi ile son bulur.

ÖZET: BİR ELİN NESİ VAR İKİ ELİN SESİ VAR.

KARINCA ADAM - HOLLYWOOD DAN BİR YİNE Mİ YAUUW DURUMU OLUŞTURAN MARVEL UYARLAMASI

karınca adamkarınca adam. bu kadar saçmalığı bir filme toplamak kimin aklına geliyor dedirten yeni bir marvel kahramanı uyarlaması.

hikayedeki iyi adamı nasıl ortaya çıkaracaklar diye düşünürken önce suçlunun tanıtımı ile başlayan sonra neden o suçlunun seçildiğinin anlaşılması için gayet saçma nedenler uyduran giriş kısmında elektronik mühendisliğinde yüksek lisansı olduğunu ifade eden ama bir hırsız olmaktan başka bir marifeti olmadığını gördüğümüz film içinde baba olmasının bu iş seçimi için yegane neden olmasını sorgulamamamız gereken bir süperimsi kahraman uyarlaması.

zorlama bir iyi adam yaratma ve eldeki milyon tane süper kahraman yetmiyor durumu oluşturma sürecinde yenilmezler deki süper kahramanlardan birini döverek kendini kanıtlayan niyeyse dövdüğü demir adam değil süper hırsız karınca adam adayının olayın yanlış yöne gideceğini 50 yıl önce anlamış ve karısını kaybetmiş kızını da kaybetmek istemeyen bilmediği şeyleri kurcalamaya meraklı bir profesörün icat ettiği ve yeniden icat edilmesine izin vermek istemediği bir teknolojinin ortadan kaldırılması için oluşturulan bir operasyona seçilmesiyle başlar.

profesörün kızına annesini nasıl kaybettiğini annesinin nasıl öldüğünü neden yıllardır kızından uzak durduğunu anlatmasıyla ortamda bir dram durumu yaratmaya çalışılırken karınca adamın sahnede çeşitli komiklikler yaparak ortamı güya yumuşatmaya çalışması yer yer yaptığı esprimsiler üçlünün de oyunculuk namına o kadar kötü bir performans sergilemeleri filmin sıçık durumuna tuz biber ekmektedir.

karınca adamkızının gönlünü yeniden kazanmak ve dünyayı kurtarmayı kim reddedilir ki seçenekleriyle karınca adamlık nedir karınca adam ne yapar karınca adam olmak için 10 adım gibi konuları profesörün savaş sanatları bilen ama henüz keşfedilmemiş marvel kahramanı adayı kızıyla birlikte bize anlatır yaşatır. tabi filmdeki kötü adam çakal filmdeki kötü adam tilki filmdeki kötü adam yer mi marvel çocuğu ayaklarında biridir ve işi hemen çakozlar. eskiden asistanı olduğu ama bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış olmanın verdiği intikaaaaaaam duygusu yoğunluğuyla profesöre tuzak kurar. kendi teknolojisini yenmek için profesörün ortaya çıkacağını düşünerek onu bekler ama karşısında bizim yeni marvel kahramanı uyarlaması süper hırsız babayı bulur. yeni karınca adam karınca adam olmayı 10 günde öğrenebilmişken kıyafetle çok vurdun olmadı az vurdun dolmadı hassasiyetiyle takılırken kendi yeni teknolojisini giyerek kötü adam böyle olur beeeee dedirterek ilk giyişinde şirazeyi direkt ayarlayıp kodu mu oturtan sevdim mi tam severim sildim mi bir kalemde diyen buralara yaz günü kar yağıyor canım ölene kadar seni mi bekliyciiim uleyn nidalarıyla karınca adama ağız burun dalıp kıyafetin ağzına burnuna tabi yerden yere çalıp bir de kıyafete monte ettiği ışın silahlarıyla wijuuuw wijuuw diye ateş edip ortalığı delik deşik edince süper kahramanımıza olan kızgınlığımız accık hafifler gibi olur da kendimize geliriz.

kötü adam kasaplarda kullanılan mor renkli sinek yakalayıcılarından birine yakalanıp karizmayı çizdirince karınca adamı yakalamak için kızının evine gider. biz de tam iyi tamam bu adam kahraman olacak da kızı bunu nasıl öğrenecek arkadaş sorusuyla sarmalanmışken her şeyin çözüm üreteci hollywood hemen hızır gibi yetişip cevabı yapıştırır. kızının odasında başlar bi kapışmaca. wijuuw wijuuuw. bu sahnelerden anladığımız iki şey vardır. ilki filme sponsor olmuş bütün markaların oyuncaklarının ya da oyuncaklaştırılmış ürünlerinin reklamlarının gözümüze sokulması. ikincisi ise çocuğunuza alacağınız oyuncaklara dikkat etmeniz gerek yoksa hiç beklenmedik durumlarda zarar verici olabilirler mesajı.

karınca adam

elindeki bütün kozlar tükenince kendini hiç bilmediği bir boyuta göndermeye neden olacak kadar küçültüp kötü adamın zırhının içine girer. onu yok eder. kendisi de zaman mekan boşluğunda sürüklenmeye mahkum kalır. sonra büyütücü etkisiyle yeniden dünyaya döner. kızının gözünde kahraman olur.

profesörün kızı bütün olanları yaşayıp kenarda kalmış yedek oyuncu gibi izlerken baba yüreği cısss eder. gel sana da bi kostüm yapalım bak hatta ben yaptım diyerek kızını hırs havuzuna ve marvel diyarına yolcu eder.


yenilmezler in dayak yiyen marvel kahramanı ne zaman ortaya çıkacak derken filmin sonunda kaptan amerika yla beraber son filmde ayrılan hulk un yerine şu yeni ufaklığa bi şans verelim diye konuşurlar ve 2. filme ya da yeni bir yenilmezler filmine gönderme yaparak sahneyi kapatırlar.

ÖZET: GEL GEL GEL MARVEL E GEL MARVEL DEKİLER TIRT KARDEŞLER

EFSANE - İNGİLİZ GANGSTER KÜLTÜRÜ ÜZERİNE

efsane
efsane. ingilizlerin de bir zamanlar gangsterleri vardı çok da can yakarlardı anlatımlı film.


film 50 lerde başlayıp 60 larda devam eden ingiltere de suç olayına yeni bir soluk getirmiş ikiz gangsterler kray kardeşlerin yetişme yükselme çöküş ya da giriş gelişme sonuç öyküleri anlatılmaktadır.

bahsi geçen kray ikiz kardeşleri biri ronald diğeri reginald olarak nüfuslandırılmışsa da bizde ki ibooo bilooo vari kısaltmalara benzer şekilde ron ve reg diye çağırılmaktadırlar.

reg kardeşlerden düzgün olanı daha mantıklı düşüneni dünyayı yönetmek isteyenidir. bir iş adamı mantığıyla düşünür hareket eder yeni fırsatlar kovalar. bu arada şoförünün ki şoförü büyücü merlin in gençliği colin morgan oynar kızkardeşi frances ile tanışır ve aralarında bir çekim oluşur. ikilinin 50 lerin ingiltere sinde sokaklarda yürüyerek konuşmalarından savaş dönemini geçmişin yoksunluğunu mimariyi dinleme şansımız olur. gelişen ilişkilerini evliliğe taşırlar.

ron kardeşlerden düzgün olmayanı akıl hastası raporu olanı ve de erkeklerden hoşlanan biseksüel olanıdır. dünyayı yönetmek falan umurunda değildir. sokaklarda dövüşmek diş kemik kırmak gibi hobileri olan bir psikopattır. kardeşini çok sever ve kardeşi tarafından sevilmeye ve güvenilmeye layık olanın yalnızca kendisi olduğunu düşünür. etrafındakilere güvenmez fırsatçı arkadan iş çeviren bir yapıya sahiptir. kardeşinin frances ile evliliğini onaylasa da frances in kardeşine uygun olmadığını düşünür.

ikiz kardeşleri oscarlı diriliş filmindeki kötü adam tom hardy oynamaktadır. bir akıllıyı bir deliye bir deliyi daha deliye dönüştürerek gösterdiği takdire şayan performansı seyirliktir.


frances in reg den evlilik ve sonrası için tek isteği namuslu bir hayattır. ancak ron gibi psikopat bir kardeşi sokak dövüşüne olan tutkusu ve gangster olmanın getirdiği havalar 1500 durumu reg i verdiği sözden ve frances ten gün be gün uzaklaştırır. iyice yalnızlaşan ve kendini haplara veren frances reg in kendisini dövmesiyle taşan bardaktan su eşliğinde bir düzine hap içerek intihar eder ve mortu çeker.

kahroldum mahvoldum türküsü eşliğinde kendini içkiye veren reg kardeşi ron un kardeşi olmasından dolayı ölümüne göz yumamadığı ve onu da öldüremeyeceği için toplum içinde bir başkasını öldürüp cinayet suçundan 33 yıl yer. ron da artık kendisini koruyacak bir kardeşi kalmadığından akıl hastanesine kapatılır. böylece tarihteki ingiliz gangster girişimi scotland yard ın çabaları ile son bulur.

ÖZET: BEN GİDERİM ADIM KALIR DOSTLAR BENİ HATIRLASIN

ÇILGIN MAX ÖFKELİ YOLLAR - NE ARADIĞINI BİLMİYORSAN YOLA ÇIKMAK TEHLİKELİ VE YASAKTIR

çılgın max öfkeli yollarçılgın max öfkeli yollar. yok olmanın eşiğindeki bir dünyada feminizmin yükselişine tanık olduğumuz vurdulu kırdılı anlayışa yeni bir soluk getirerek hareketlilik de katan 6 oscar almış film.

gelecekte savaşlardan arta kalmış bir dünyada suyu kontrol edenin dünyaya hakim olduğu gerçeğinin gözümüzün önüne serilmesiyle başlar film. dünya dediysek tabi ki amerika. geriye hep o kalır ne de olsa. o kadar nükleer savaş yapılmış okyanuslar tuz çölüne dönmüş bitki namına ne varsa kurumuş mevsimler değişmiş yağmur falan yok ama hala su var. üstelik savaşlar petrolle petrol için yapılmışken hala petrol de var. kocaman motorlu çok beygirli arabalara yetecek kadar petrol hem de. kimse yürümüyo desek yeri var. petrolü nasıl çıkartıyorsun arkadaş demeye çekiniyoruz. ortada küçük sanayi falan da yok. ama herkes motor ustası. ne yer ne içerler zaten belli değil. ama 6 oscar aldı.

çılgın max öfkeli yollarhikayede en baş dişi karakter charlize theron baş kötü adamın damızlık diyerek zorla kendisine eş yaptığı çocuklarını doğurtmak için mal gibi kullandığı kadınlarını kaçırıp 3 orduyu peşine takarak kaçmaktadır. nereye dersek kimse bilmiyo. bu arada kendilerini kayıtsız şartsız ölümüne baş kötüye adamış beyaz tenli adamlardan oluşan ordunun kan deposu olarak kullandığı esir durumundaki çılgın max gidemediğin yer senin değildir kaçamadığın savaş sana girer durumuyla kendini işin içinde bulur ve sıyrılmanın yollarını arar. çölde italyanın dağ yollarında gider gibi slalom atan koca koca kamyonlar iş makineleri tırlar modifiyeli arabalar bize geçit sunarken arabaya zincirli olarak attığı kaç adet olduğu belli olmayan taklalardan sonra ne bi kırık kaburga ne böğründe bi şarapnel parçası olmadan mucizenin milenyum versiyonu olarak ayağa kalkan çılgın max kadınlarla iş birliği yaparak zincirlerinden kurtulur ve onlarla birlikte savaşacak fedakar korumacı son mohikan rolüne bürünür.

tom hardy

çılgın max karakterini leonardo dicaprio nun oscar heykelciğini almasına vesile olan diriliş filmindeki kötü karakterli asker bozması rolüyle karşımıza çıkan tom hardy oynamaktadır ve kafa karışıklığı içinde kendisini seyretmeye dalarız.





charlize theron

içinde anne sütü mü benzin mi olduğunu kestiremediğimiz çünkü kurşunlardan etkilenmiyo olan koca tankeri film boyunca peşlerine neden sürüklediklerini ya da tır çamura saplandığında charlize theron un 4 milyon tonluk tırı ittirerek destek vermeye çalışmasının hangi akla hizmet olduğunu dahası bu sahnelerden hangisinin oscar için ideal algılandığını bilememekteyizdir.




bütün engelleri bir bir aşarak gitmek istedikleri yere ulaşan firariler geldikleri yerin de yalnızca çöl olduğunu gidilecek bir yer olmadığını kavrayınca peşlerine düşen orduların ana karargahı boş bıraktıkları fikriyle gerisin geri dönerek fetih görevine çıkarlar.

hepimiz birimiz birimiz hepimiz anlayışıyla dişi cüneyt arkın olarak birer kara murat kesilen dişiler baş kötünün karısı olma ayrıcalığı ile dokunulmaz ve de kurşun sıkılamazdırlar. baş kötü de dahil olmak üzere birçok can yakan dişiler karargahın kontrolünü ele geçirir ve nasıl olsa ölecez ha bugün ha yarın için gari diyerek suyu diğerleriyle paylaşırlar.

ÖZET: İKİ ÇILGIN BİR ARAYA GELMEMELİYDİ BENZİNİ SUYU BU KADAR SEVMEMELİYDİ

PAN - BÜTÜN TRAVMALARI ANNELERE YIKAN BİR ZAMANLAR NEVERLAND KURGUSU

peter panpan. peter pan. hayaller gerçek olur diyerek yola çıkartan umutlar ölmez temalı çocuk klasiğinin hollywood uyarlaması.

bilinen peter pan öyküsüne yeni bir bakış getirmek ve daha da hollywood laştırmak için yazılmış evvel zaman içindeyi anlatan film. filmde 2. dünya savaşından 12 yıl önce ingiltere de bir yetimhanenin kapısına bırakılan peter adlı çocuğun öksüz damgasıyla yıllar boyunca rahibelerin ellerinden çektiklerini ve peter in de rahibelere azap vermek için yaptıklarını ve aldığı karşılıkları izleriz ilk önce.

birçok öksüz yetim çocuğun ortadan kaybolmaya başlaması 2. dünya savaşı sırasında alman uçaklarının ingiltereye saldırmasıyla paralel gerçekleşir ve peter bu durumdan acayip kıllanır. plan yaparak ne olduğunu anlamaya çalışırken başrahibenin para karşılığı çocukları sattığını öğrenir ancak sanki engellemek gibi bir şansı varmış gibi müdahale edemeden onu da alırlar diğer çocuklar gibi. kendini bir anda korsan gemisinde bulan peter savaş uçaklarının açtığı ateşten de sağ kurtularak boyut değiştirip var olmayan ülkeye yani neverland e gider. her hikayenin başlangıcı vardır diyerek esas hikayede peter pan in memleketi olan neverland e peter in gelişini nasıl pan a dönüştüğünü anasını falan her bir şeyciği idrak etmeye sevk oluruz.

hugh jackmanhikayede kötü adam hugh jackman kaba sakal namıyla karşımıza çıkar ve perilerin suyunu sıkarak onlardan nargile otu yapıp içine çeker ve gençleşir. sanırsın ajda pekkan. tebi ki de küçücük perilerden olma güzellik cigarasının da ömrü kısacık olur ve daha dahaaaaa naraları arasında kendine iki görev addeder. saklanmış perileri bulmak ve çocukları mağaralarda peri taşı bulmaları için çalıştırmak.

tipik bir seçilmiş kişi durumuna indirgenen peter pan hikayesinde peter kehanete göre uçabilecek ve de adaya özgürlük getirecek kişi olacaktır ancak henüz uçtuğunu hatta anasının memleketinde olduğunu bilmemektedir. madenlerde samimiyet kurduğu tek kişinin ileride ki en büyük ve hatta tek düşmanı olan kaptan kanca james hook olması yine hikayeyi başka bir boyuta taşır merakı körükler beri taraftan kancaya sempati duymamıza neden olan olaylar sıra gelir.

madenlerden kaçar perileri korumak için danseden yerel halkı bulur ve kaptan kancanın aşık olmasını ve iyilik meleği kesilmesini sağlayacak olan esas dişiyle beraber perileri kurtarmak için kaba sakalla mücadeleye girişir. seçilmiş olduğu kişi olmak için filmin son anını beklemesi bütün seçilmiş kişi filmlerinde olan klişeye selam çakar tıpkı rocky nin bütün maçlarını son rauntta alması matrix te neo nun böğrüne kurşunu yemeden kafasının çalışmaması gibi.

timsahbi ara sahneye timsahların çıkması ahan şimdi gidecek kaptan kancanın kolu dedirtse de hollywood belki film tutarsa o hikayeyi de ikincide anlatırız diyerek mevzuya yanaşmamıştır. yerel halkın savaşçısı anlamına gelen pan ifadesini peter e vermeleriyle peter pan artık kaderini gerçekleştirmek üzere hazır ve de superman gibi uçmaktadır. perilerle birlikte kaba sakala karşı savaşırken adeta peri bükücüye döner ve perileri yönlendirip önce kaba sakalın tayfasını sonra kaba sakal hugh jackman ı alaşağı eder. bu esnada peter pan in perilerin kovanını teslim ettiği kaptan kancanın sonu da yüzüklerin efendisindeki isildur un açgözlülüğe kurban gidişini izleyişimiz gibi mi olacak soruları kafada uyanmaya başlar ama ı ıh hollywood yine o topa girmez başka bahara der.

ÖZET: BANA ARKADAŞINI SÖYLE SANA NE MAL OLDUĞUNU SÖYLEYİM.

THE HATEFUL EiGHT - TARANTiNODAN BİR KANLI WESTERN DAHA

hateful eightthe hateful eight. nefretlik sekiz kişi. hepsi birbirinden deli kana susamış her durumu işine geldiği gibi yaşamaya alışkın 8 pişkin adam. bir de olayların merkezinde bir calamity jane.

açılış sırtındaki yük kendisine yetmezmiş gibi kar kütlesiyle de boğuşan bir isayla başlar. uzuuuuuun süre onu ve onun cidarından yaklaşmakta olan atlı arabayı izleriz. aklımıza nuri bilge ceylan ın uzuuuun süre bir adamın yürüyüşüyle açılan uzak filmi gelir.

zamanın ne olduğunun bir önemi yoktur ki bir siyah ve bir beyaz adam amerikada karşı karşıya geldiklerinde filmlerde ortaya çıkan silah muhakkak patlar durumu gibi bir gerginlik olmasın. filmde ki herkes zaten john rambo gibi tepeden tırnağa silah kuşanmışken bu durum daha da olası bir hal alır ve önce kim ölecek diye beklerken kendimizi bir sabır oyununun içinde buluruz.

kurt russelarabanın içinde uzun zamandır karşılaşmadığımız tango ve cash filminin cash i kurt russel yanında gözünde nedenini çok geçmeden öğrendiğimiz bir morlukla oturan calamity jane vardır. türünün son örneği durumunda filmde karşımıza çıkan çikolata renkli samuel jackson arabaya binmek için silahlarını bir kenara bırakmaya razı olur. soğuktan donmuş 3 ceseti arabanın tepesine nasıl yükledikleri belli olmayan bir süreçten sonra arkalarından kovalayan fırtınadan kaçarlarken kasabanın şerifi ile karşılaşıp onu da yanlarına alırlar.

hateful eightfırtınadan korunmak ısınmak ve beklemek için yol üstündeki bir mekanda konaklamaları gerekir. bütün film bu mekanda geçer gider ve biter. mekanın esas sahipleri ortadan kaybolmuş ve mekanda birbirinden farklı 4 adam bulunmaktadır ki samuel jackson mekanın işletmecilerinin de çikolata renkli olması vesilesiyle sahipleri tanımakta ve ortadan kaybolmalarının sorumlusu olarak mekandaki adamları görmektedir. filmde herkesin kelle avcısı olması suçlu addedilen kişileri yakalayarak geçimlerini sağlaması tarantino nun zincirsiz filmindeki almanı gözümüzün aramasına neden olur ama bu kez kadroya dahil olmamış. di caprio o filmle de oscar alamamıştı. neyse.

samuel jacksonsonradan öğrendiğimiz gerçeklerle birlikte mekandaki 4 kişi calamity jane i kurt russel ın elinden kurtarmak için bir tezgah hazırlamış ancak bir araba dolusu adamın gelebileceğini hesaplamamışlardır. samuel jackson mekandaki adamları sırayla avlarken tarantino filmlerinden alışkın olduğumuz ekstra kan temalı sahneler bize kırmızının tonlarını saçar. herkesin birbirini vurmaya çalıştığı ve son olarak samuel jackson şerif ve calamity jane in hayatta kaldığı dialoglar sürecine geçiş yapılır. kurt russel ın hayalini kurduğu gibi ölmesi gerektiğine kanaat getirdikleri calamity jane i tavandan asarak infaz ederler.

kölelik ırkçılık ve fırsatlar diyarı amerika konularına fazlasıyla dikkat çeken filmde ki kutsal amerikanın çok da kutsal olmadığı ortaya çıkar beyazların sevmediği çikolata renklilerin de meksikalıları sevmemesi ironiktir. her bireyin geçmişinde karşılaştığı davranışı geleceğine taşıdığını anlarız. amerikadaki kuzey güney savaşı ve lincoln vurguları aynı sorunların günümüzde de devam ettiğinin göstergeleri olarak karşımıza çıkar.

quentin tarantinodoksanlarda büyük keyif veren uzun sekanslar iç içe geçmiş konular ve sırasız film zevki ile kendi adını yukarılara taşımış tarantino nun kill bill de yaptığında olay budur tadında beğeni kazandırdığımız ama artık kabak tadı veren kendini tekrar etme durumuna düşmüş olması temcit pilavı gibi sürekli aynı mesajların olaylar dizisinin ve de karakterlerin önümüze koyulması tadı kaçırmış bardağı doldurmuş sabrı taşırmıştır. abartı mizahının kara mizah ile beslenmesi yeter de artar bir haldedir. yeni ufuklara yelken açılsındır artık.

ÖZET: YEDİĞİN HURMALAR GÜN GELİR TIRMALAR.

ÖLÜMCÜL TAKİP - İYİLER DAİMA KAZANIR BİR FİLM DAHA

ölümcül kaçışölümcül kaçış. isim çevirisi de kendisi kadar kötü olan oyuncuların bile bitse de gitsek diyerek vakit geçirdikleri kutsal amerikanın yeniden kurtarıldığı aksiyon içerikli tıraş film.

oyuncu kadrosu olarak bakıldığında beğenilmesi olası bir film olmasına rağmen zaten yapımcılar da filmin tutmicanı anlamışlar da içeriye bu kadar ünlüyü doldurmuşlar şeklinde sırıtmaktadır. elden düşme bir 007 james bond olan pierce brosnan ve 5. elementten sonra zombilerle boğuşmaktan başka film çekmemiş milla jovovich yanlarına hollywood da aç kalmış iş olsun çamurdan olsun diyen ne kadar oyuncu varsa toplamış doluşmuşlar.

afganistanda amerikan ordusunun kutsal demokratikleştirme görevlerini ifa ederken esir düşen iki askerden birinin babasının ingilterede amerikan büyükelçiliğinde vize verme üst görevlisi olarak ki tesadüfün de böylesi çalışmakta olmasıyla nedense çok düşman edinmiş amerikadan intikam alma isteğiyle yanıp tutuşan bir avuç insanın bir araya gelip bu görevliye şantaj yapması ile film açılış yapar. gerisini anlatmasam da zaten belli olan senaryoda birkaç iyi adam ve bir de en kötü adam kadrosundaki karakterlerin marifet sergileme yarışı başlar.

alman bir kimyacının ingiltereden amerikaya vizesiz uçmaya çalışmasıyla nasıl bi salaklıksa artık ya bi de alman yani vize işlemlerinin sıkılaştırılması ve işin başına ehli bir zatın getirilmesi 11 eylül sonrası amerikanın bir tedbiri oluverir. bu kişi öksüz yetim ama çooook zeki yüksek lisansını londrada yapmış güya londra yı avucunun içi gibi bilen milla jovovich ten başkası değildir.

pierce brosnanamerikadan intikam almak için bir araya gelmiş adamlar derneği üyelerinin sonuncusunun vize işlemleri nedense bu gaciya denk gelir ve arkadaş kıllanır. oğlu düşman hattında olan ve şantaj edilen ihtiyar emmi olaya el koyaraktan gacıyı devre dışı bırakıp vizeyi onaylar. bu arada işi yokuşa süren ve çorap söküğünün ucundan tutarak gitme sana muhtacım diyebilecek vize görevlilerinin fişini çekmek de saatçi lakaplı filmin en kötü adamı durumundaki eski bond pierce brosnan amcaya düşer. karizmasından bir şey kaybetmemiş olarak bu kez kurtarmak değil öldürmek işinde ustalaşmış pierce amca yaptığı bombe sayesinde herkesi temizler ancak milla jovovich kurtulmayı başarır. olaylar milla jovovich in terörist eylemlere karıştığı ve vizeleri onayladığı yönünde manipüle edilerek halka servis edilir ve milla teyzenin infazı istenir.

elini attığı her dal kuruyan kime gitse kapılar yüzüne çarpan çooook zeki olmasına rağmen olayları çözmekte dedektif gadget tan bile daha yavaş kavrama becerileri sergileyen londra yı avucunun içi gibi bilmesine rağmen metroda kaybolan hadi son bir umut diyerek oğlu yakalanmış memur amcanın evine giden milla teyze orada arkadaşıyla karşılaşıp umudunu tazeler ve bir tabur askerin içinden kuş uçsa avlamak için emir almış terör ihbarı nedeniyle teyakkuzda olan amerika büyük elçiliğine girer ve amerikaya gidebilmek için kendisine pasaport aşırıp elini kolunu sallaya sallaya oradan uzaklaşır.

milla jovovichfilm boyunca hiçbir yeteneğine şahit olmadığımız milla jovovich amerikaya gelip yılbaşı gecesinde times meydanında milyon kişinin ölümüne neden olması için planlanmış bombayı durduracaktır. hakkında film boyunca o kadar fazla bilgi öğrendiğimiz ama bu bilgilerin hiç birinin karşımıza işe yarar bir şekilde çıkmadığı düşünülürse niye anlattın o zaman bunları demekten kendimizi alamayız.

bombanın inha edilmesi için uzaktan atış yönteminin seçilmiş olması tuzdur biberdir ne varsa ortama ekmiş milla teyze de 50 kat merdiveni bir çırpıda koşarak çıkıp nefes darlığı bile geçirmeden amerikayı bir kez daha kurtarmıştır. film boyunca biri rus biri ingiliz iki adamla kapışarak cüssedir kastır bana yazmaz arkadaş pozlarıyla ayakta kalmayı başaran milla teyzenin yeteneğinin merdiven çıkmak olduğunu düşünmekteyiz.

ingiliz mi5 ve içişleri de işin o kadar içindedir ki kim dost kim düşman hala bulanıklığını korumaktadır. bi anda kendi adamına bile inanmayan anında satış şov yeteneğiyle bizlere wauuuw dedirten filmin sonunda da ilerleyen zamanda kesin madalya takarlar dediğimiz amerikan yetkilileri olmasa zaten film olmazdı. zaten film olmamış. olamamış.

ÖZET: DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN GEL BİZE BAZI BAZI.

KARA DÜZEN - SUÇLU OLMAK NEDİR NE DEĞİLDİR KONULU BELGESEL TADINDA JOHNNY DEPP FİLMİ

kara düzen
kara düzen. johnny depp in bir başka suçluyu oynadığı suçlular ne yapar ne yapmamalı yaparsa ne olur ve iyiler daima kazanır dayatmalı filmdir.


öncelikle johnny depp in mavi gözlü doğmaması kaderin en doğru cilvelerinden biriymiş. kendisi suçsuz bir adamı oynadı mı onu da hatırlamaz olduk ama yağmurdan kaçarken doluya tutulan bir karakteri bir sürü tanıdık yüz eşliğinde oynayarak da bize seyir zevki vermeye çalışmış olmasına minnettarız.

johnny depp gözü kara ki bu sadece deyimsel bir psikopat olarak tabi ki de united states of patates in boston şehrinde hüküm sürmekte ve terör saçmaktadır. canını sıkana kurşunla karşılık vermekte adını yanlış söyleyene kırık bir soluk borusu hatıra bırakmaktadır. doğup büyüdüğü sokaklardaki tek ali kıran baş kesen olmak hevesiyle dönemin diğer kötü adamları imajıyla ortalarda dolanan italyanların yakalanması ve ortadan kaldırılması için çocukluk arkadaşı olan bir fbi ajanıyla işbirliği yaparak merdivenleri hızla tırmanıp kral olur.

johnny depp
önce annesi de mavi gözlü olmasına rağmen ki johnny depp de mavi gözlü kendisi kahverengi gözlü olarak dünyaya gelmiş genetik bilimine hay canına yanayım dedirtecek kadar iddialı bir zarf atan oğlu ölür. ardından annesi de ölünce johnny depp iyice karanlık bir krala dönüşüp önüne geleni mıhlar.


fbi yediği haltı sonradan fark eder ve bu kez de johnny depp in peşine düşer. bu esnada çocukluk arkadaşı olan fbi ajanı kendisi için bilgiler sızdırırken fbi ın elinden sıyrılıp işlerini devam ettirir. her güzel günün bir sonu olması klişesiyle fbi sızıntıyı önlemek için soruşturmayı yerel polis denetiminde az kişinin bilgisi dahilinde gerçekleştirir ki yine de herkesin yakalanmasına rağmen johnny depp kaçmayı başarır.

aynı annenin çocukları olarak dünyaya gelen iki kardeş olarak johnny depp büyük sherlock dizisinden tanıdığımız sevdiğimiz sherlock holmes karakteriyle ki özellikle ikinci sezonunda bizi kendisine hayran bırakan benedict cumberbacth küçük kardeşi oynamaktadır. büyük kardeş tipik bir işlevsel sosyopat ve psikopat olarak karşımıza çıkarken küçük kardeş nasıl yollardan geçtiyse artık seçilmiş bir senatör olmuştur. tabi ki de hiç kimsecikler küçük kardeş benedict cumberbatch in o mevkiye gelirken büyük kardeş johnny depp in varlığını ya da işlevselliğini kullanmadığına inanmamaktadır. aksi halde kendilerine saf mısınız derdik.

benedict cumberbatchnitekim senatör olarak katil bir kardeşin varlığıyla ki sanki bir anda ortaya çıktı bu kardeş adam senatör olana kadar bakmadınız mı seceresine işini sürdüremez hale gelir ve istifa eder. bu tarz şeyler zaten ortadoğu coğrafyasında genellikle olmaz. olduğunu bildiğimiz ya da olduğunun söylendiği ülkelerin başında japonya gelmektedir ki süslü intiharları örnek alınasıdır.

etrafındaki bütün adamların bir şeylere içerledikleri ve de bunun sonucunda bülbül gibi şakıdıkları düşünülürse zaten uzun bir yaşam sürmüş olduğu yaptığı iş de göz önünde bulundurulursa söylenebilir johnny depp in. velhasılı ölmez kaçar ama aradan 12 yıl geçmesine rağmen hala güveneceği adamları iyi seçemediği için yakalanır ve 2 kez müebbet hapis cezasına mahkum edilir. çocukluk arkadaşı olan fbi ajanı ise ben bu sokakların çocuğuyum johnny depp beni küçükken şeker almaya götürürdü o benim kahramanım vefa benim için her şeydir diyerek 40 yıl ceza alır.

ÖZET: BEYAZ GÜL KIRMIZI GÜL GÜLLER ARASINDAN GELİR, JOHNNY TAKMIŞ MAVİ LENSLER ÖNÜNE GELENİ DEŞİYİR.

STAJYER - TEKNOLOJİK BİR DÜNYADA EVLİLİK YÜRÜTME KILAVUZU FİLMİ

the intern
stajyer. her şeyin teknolojiye boğulup geçmişin geçmişte kaldığı hayatın aşırı hızlı yaşanılıp tüketimin doruklarında olduğumuzun öğretildiği kuşak çatışmalarının kökenleri ve evlilik algısı üzerine bir film.


emekli olmuş ve ölen karısının ardından kalan yaşamında tombala oynamak yerine hayata olan açlığını doyurmak için elinden geleni yapan 70 yaşında bir adamı oynayan robert de niro ile açılır perde. daha ilk kareden yaş yetmiş ama iş bitmemiş dedirterek enerjisini bize kadar ulaştırır büründüğü karakterle. elinden geleni dener ve elini attığı her seçenek boş çıksa da bu hayat böyle geçmez deyip denemeye devam eder. sonunda bir şirketin mecbur kalarak başlatmak zorunda kaldığı sosyal sorumluluk projesi kapsamında işe stajyer olarak alınır.

şirket farklı satıcıların farklı ürünlerini daha ucuza satma yöntemini besinsemiş kadınların alışveriş çılgınlığına bağlı ekonomik sistemin çarkını mehmet ali erbil in bile hayallerindekinden daha hızlı çeviren kapitalist düzeni zirveye çıkaran elektronik ticarette çığır açan bir şirkettir. şirketi patron rolüyle karşımıza çıkan anne hathaway kurmuştur ki fikir bir akşamüstü evinde şarap içerken şimdi alışveriş yapmak ne de keyifli olur dediğinde aklına düşmüştür. kadınların günlük yaşam içerisinde kendilerine zaman ayırabilmelerinin zor olduğuna dikkat çekerek hizmeti onların ayağına götürmeyi amaçlar. şirket kısa zamanda tutar. yatırımcılar çılgına döner. akbabalar üşüşür. vs.

the intern
anne hathaway in işinden dolayı evine zaman ayıramayan bir anneye dönüşmesi fedakar ve 21. yy. idolü bir baba olarak eşinin işini bırakmasıyla ona destek sunması sürecini beraberinde getirir. toplumsal klişeler ile beslenmiş çarkın dişlileri konumundaki insancıkların çalışan kadın imajına hor bakmaları filmin başrol erkeğini feminist yapar. stajyer de niro filmdeki umutsuz ev kadınlarından daha fazla kadın hakları eşitlik ve iş yerinde kadın olmak konularındaki pozitif tutumlarıyla takdir toplayarak eski usul beyefendiyi serer göz önüne. alışkanlıkları ve kalıplaşmışlıklarına rağmen gençler içerisinde tutunmaya devam eder. hiç anlamadığı teknolojik jargon ve yetişemediği yaşam hızına ayak uydurmaz. kendisini kabul ettirir. pekala biliriz ki vücut virüsü sindiremezse onun esiri olur. zaman içerisinde en başta karşılaştığımız de niro enerjisi ve eski usuller gençleri sarıp sarmalamaya başlar. filmde herkesin güven duyduğu size amca diyebilir miyim naraları attığı bir karaktere dönüşür.


eş ve iş arasında mekik dokuyan ama işinden kaynaklı yoğunlukla eşi ihmal eden bunun sonucu olarak da boynuzlanan anne hathaway ilişkisini kurtarmak için şirketinden vaz geçmeye razı bir noktaya gelmiştir ki stajyer de niro hayat yaşamaya değer olduğu kadar senindir de nutuklarıyla çocuk da yap kariyer de diyerek hem işi hem eşi hizaya getirir.

iyi şeyler durduk yerde sizi bulmaz birazcık da siz mücadele etmelisiniz altyazısıyla her an karşılaştığımız filmde ister doğu olsun ister batı kadının yeri mutfağıdır anlayışının her yerde hakim olduğunu görürüz.

the intern

anne hathaway in giderek drama kraliçesine dönüştüğü gerçeği de artık aşikardır. kadının ağlamadan oynadığı bir rol neredeyse olmadı gibi.

robert de niro yaşlı ve ton ton dede rollerine bürünecek gibi görünüyor bundan sonrasında. bu yolculuğu zaten fockers larla başlamıştı.

ÖZET: AYVA ÇİÇEK AÇMIŞ YAZ MI GELECEK, GÖNÜL BU SEVDADAN VAZ MI GEÇECEK.

TAŞIYICI - HIZ AKSİYON MACERA AİLECEK NAKLİYE ŞİRKETİ

taşıyıcı
taşıyıcı. hem de tam gaz. film kendimi izlemek zorunda bıraktığım 1.5 saat boyunca bir filmde neler olmamalı neden olmamalı ergenler bu filmlerden ne anlıyor ve aksiyon nedir ne değildir sorularına aramamakta olduğum halde yanıtlar bulmamı sağlayarak yegane yararını gerçekleştirmiş dipyapıttır.


filmde işinin ehli olduğu söylenen o işi ehil yapacak kadar yaş almamış olmasına rağmen soru sormadan gözlerimi kaparım vazifemi yaparım mantığıyla hareket eden zaten asker kökenli olduğu ki o işi de eline gözüne bulaştırdığı defalarca ifade edilen kendisini taht oyunları dizisinden üç bölüm oynayabilmiş ikinci oğullar adıyla ortalıkta gezinen istenmeyen veletler ya da piçler olarak da adlandırabileceğimiz bir grubun başındaki ejderhaların annesine vurgun savaşçı olarak tanıdığımız cılız ama şimdi kasa bürünmüş ed skrein in oynadığı taşıyıcı rolündeki arkadaşın gözlerimize bayram ettiren vay be kapitalizm sen her derde devasın dedirten audi marka arabasıyla iş peşinde koşması anlatılır.

taşıyıcı
yine böyle o iş onun öteki iş onun çok yoğun bir günün içindeyken dişi karakterler ne zaman ekranı ele geçirecek diye hazırda bekleyen ergenlerin aklındaki soruyu hissedercesine 1 değil 2 değil tam 4 dişiyi kaslı seksi erkeğimizin arabasına doluşturur. bu dişiler ki zamanında kendilerini ailelerinin para karşılığı satması nedeniyle patron dedikleri rus mafyavarisinden intikam almak üzere harekete geçmiştirler. olayların içinde kalan içinde kalması için önce babası kaçırılarak zorlanan ardından aşkın girdabından içeri çekildiği için ayak işlerini yapan taşıyıcı filmin sonunu getirmek için hızlı dövüşler ve hızlı sürüşler yapar. beklenen aksiyonun tavan yaptığı sahneler peşi sıra ilerler. hayır aksiyon yapıyorsun da niye adamakıllı düşünmüyosun o sahneleri. bu kadar saçmalamak ne kazandırıyo sana. cüneyt arkın filmlerini aratmaz sahnelerle finale gelinir. ve film nihayet biter. filmin finali zengin kız fakir oğlan durumudur ki severek ayrılalım şarkısı eşliğinde gözyaşları sele dönüşür. bittiği için tabi.


filmin bizim için tek artısı dexter dizisinden hatırladığımız seri katil tiplemesini layikiyle yerine getiren ve filmdeki oyunculuğunun dizideki oyunculuğunun yanından geçemeyeceği yalnızca kendisini görmüş olmamız olarak bize yansıyan ray stevenson un karşımıza çıkmasıdır.

ray stevenson

ÖZET: DEVEYE SORMUŞLAR BOYNUN NEDEN EĞRİ, TAŞIYICIYIM DEMİŞ.

CASUSLAR KÖPRÜSÜ - CASUSLUĞUN EL KİTABI TEMALI SOĞUK BİR FİLM

casuslar köprüsü
casuslar köprüsü. aslında akademi şaşaa yı sever diye bilmediğimden değil de hani umutlar ölmez temalı ET filminden tanıdığımız sevdiğimiz spielberg yönettiği ve de forest gump filmindeki otistik rolü ve filedelfiya filmindeki gay rolüyle aldığı oscarları hala nişane gibi göğsümüzde duran tom hanks oynadığı için izleyelim dediğimiz casus deyince akla bi brad pitt bi robert redford gelen hafif ya da orta derecede aksiyon beklentisine gark olduğumuz bir film beklerken 15. dakikada uyumamak için gözlerimize sular çarptırdığımız son yıllarda geçmişini basınla paylaşmaya karar veren ve de bünyesindeki kahramanlara haklarını hollywood aracılığıyla vermeyi görev edinmiş cia in kasasından çözülen hikâyelerle oluşturulmuş tipik bir soğuk savaş dönemi filmi.


casuslar köprüsü

döneminin çok kazanan ve buna bağlı olarak da saygı duyulan üstelik güçlü bir hukuk bürosunun ortaklarından olan tom hanks yakalanan bir rus ajanının savunuluyormuş gibi gösterilmesi için kendisine müvekkil olarak verilmesi ile idealist sonradan amerikalı rolüne bürünüp ezdirmem garibi çıkışıyla ülkecek nefretin vücut bulmuş haline dönüşür. durumu kurtarmak için olur da bir amerikalı da rusların eline düşerse takas yaparız diye söyledim yauuww der ve öngörüsü gerçek olur. istihbarat uğruna kendi insanlarını bile hiçe sayan devletlerin sergilendiği filmde abd rusya doğu almanya olmak üzere bir abd pilotu rusya topraklarına düşer esir olur. madem sen söyledin de oldu o zaman pazarlık ve takası da sen yap deyip cia yetkisiyle batı almanya ya gidip henüz abd nin resmi olarak tanımadığı doğu almanya sınırları içerisindeki rusya büyükelçiliğinde pazarlığa girişmek üzere yola çıkar. bu esnada almanya ya hangi akla hizmet bilinmez ekonomi okumaya gitmiş bir üniversite öğrencisinin de doğu almanlar tarafından yakalanması takasa ortak olursak abd bizi tanımak zorunda kalır gibi saf bir heyecanla ortama dalan doğu almanyanın durumu karıştırmasına neden olsa da yer mi amerika çocuğu duruşuyla sonradan amerikalı tom hanks takas gerçekleşmezse bunu ruslara siz açıklamak zorunda kalırsınız diyerek ve de aba altından sopa göstererek hem askeri hem de öğrenciyi takas karşılığı geri alır.

casuslar köprüsü

vay efendim sen misin rus dölünü koruyan nefreti durumundan bir taşla iki kuş koparttın savaşın bağrından sevgisi durumuna ibre değiştiren tom amca öğreniriz ki daha sonra abd nin başka ülkelerle de yaptığı pazarlıklarda görev almış devletini temsil etmiştir.

ÖZET: MADALYALARIM BİÇİM BİÇİM, ÖLÜRÜM ABD İÇİN.

CREED - BABAM SAĞOLSUN ROCKY AMCA VAR OLSUN TEMALI BOKS FİLMİ

creed
creed. rocky balboa nın çakma yeğeni. apollo creed in gayrimeşru veleti. kendisine bu ismi kabullendirmek için bi stüdyo adam oynattılar. gocccaa senaryo hep bunun için.


rocky
creed gencimiz ıslah hanelerde büyümüş ona buna küte pata dalan seviyorum uleyyyn kırıp dökmeyi naralarıyla nam salmış bir yeniyetememedir. rocky balboa nın önce tokatladığı sonra onun intikamı için dağları deldiği zamanlardan tanıdığımız apollo creed in karısı gelip baban beni boynuzladı ama senin günahın yok tıpkı da ona benziyorsun gel benimle yaşa tiradından sonra creed genci o okul benim bu üniversite de benim ekonomik kriz dinlemem iş de beğenmem triplerinde yaşayıp gitmektedir. geceleri gizli gizli fight club diyarına dalmakta morluklar ve kırıklarla geri gelmektedir. ne güzel de sistemin bir parçası oluvermişken kapitalist düzenin 100 yıl çalış bak sağaa çok para vericiyk anlayışıyla bünyesine kattığı matrix uyuyanları arasına girmiştir ki üvey annesine ben bu işleri bırakacağım gidip dövüşeceğim der. tabi krizlerden kriz beğenen o kriz senin bu kriz benim modaya ayak uyduran üvey anne hiç bilmesek daha iyiydi dediğimiz kafamızda kodladığımız apollo karakterini yerlere çalan açıklamalarla gitme sana muhtacım dese de creed genci alır başını gider filiye. fili filedelfiya ya aralarında taktıkları kısa isim olmakta. orada kim var. rocky. rocky balboa. yani apollo creed in eski dost düşman olmaz gel bize bazı bazı kapısı. bana bi iki numara öğret de şampiyon olayım be amca dese de rocky önce yan çizer. sonra çalışma kağıdı çizer. sonra bakmışsın eğitici olmuş.


bizi rocky serisinin ki 7 filmlik seridir. 7. başlarına götürür. kendisini çalıştıran koç da hasta ve yaşlıydı diye hatırlarız. demek ki neymiş. koçun kaderi öğrencisine.

creed
eğitir yetiştirir salar kurtlar sofrasına. adını söylemek istemeyen creed genci kung fucu panda po misali iç huzuru yakalaması için creed adını kabul etmesi gerektiğini anlar. sonra karşısına çıkanı döve döve ismini öğretir.


bi ara dramaya tutulduğumuz sırada ajda pekkan gibi serideki bütün karakterleri toprak altına koymuş ihtiyar rocky kanser olmuş olarak karşımıza çıkar ve de kemoterapiyi reddetmektedir. biz de acaba bu bölümde ölecek mi nihayet derken creed genci onu hayata döndürür. demek ki ikinci bölüme..

creed

filmin sonunda rocky e şükranlarımızı sunalım bağlamındaki saygı koşusuna mahalleden bağını koparan kim var kim yoksanın katılması üstelik her birinde ayrı ayrı motorlu araç bulunması üstüne bir de bu araçları şaha kaldırmaları tüy dikmiş tuz biber olmuştur.

ÖZET: GÜN OLUR DEVRAN DÖNER, TADI BAŞKADIR FİLY DE EKMEK ARASI DÖNER.

DİRİLİŞ - ABD TARİHİ BELGESELİ TADINDA DOĞADA HAYATTA KALMA YÖNTEMLERİ FİLMİ

leonardo dicapriodiriliş. dicaprio abimizin bize vahşi hayatı öğrettiği ayı terbiyecisi rolündeki filmidir. 
united states of patates in yani nam-ı diğer amerikanın sömürgeleştirme ve insan hakları sindirimi konularında başı çektiği dönemin içinden bir hikaye anlatan filmde yerlilerin hor görüldüğü ortamda bir kız sevdim elimden aldı felek türküsünü söyleyerek ortalıkta dolaşan dicaprio yerli sevdiğinden olma oğlunu beyaz ırkın arasında kabul görmesi için yanına almıştır. ancak çikolatanın henüz icat edilmemiş olması ya da avrupadan henüz getirtilip topluma kakalanmamış olması nedeniyle insanların koyu renge önyargılı yaklaşmalarından mütevellit dicaprio nun oğlu da beyazlar arasında pek sevilmez. üstelik siyah sevici olması vesilesiyle dicaprio da çok cana yakın addedilmemektedir. böyle bir ortamda yerlilerin topraklarına olan yağmaya katkıda bulunarak geçinmeye çalışmakta olan baba oğul lemony snicket 'ın talihsiz serüvenler dizisine taş çıkartacak olaylar zinciriyle kışın ortasında doğaya tabi tutulurlar. 

leonardo dicaprioortalıkta cirit atan kafa kazıyan yerlilerden tutun kışın bastırmasının karınlarındaki zilleri harekete geçiren aç kurtlardan kış uykusu için yatak seçimine çıkmış ayılara kadar her nevi mahlukatın bulunduğu ormanda dicaprio abimiz tek başına kimsenin sevmediği oğlunu da geride bırakarak ben diyeyim gezmeye senarist desin ava çıkar. vitrin vitrin dolaşıp son model yataklardan seçmek için günlük doğa yürüyüşlerinin ortasında rastladığı ayı ailesinin anneleri tarafından hacamat edilene kadar hırpalanıp kendisine daimi olarak sırt dekoltesine veda etmesini sağlayacak izler bırakıldıktan sonra son bir gayretle yıkılmadım ayakta olamasam da nidalarıyla çıkarttığı tüfek bıçak allah ne verdiyse artık ayıya dalan dicaprio ne yapıp edip ayının altında kalmayı başararak ayının hakkından gelir ve kendinden geçer. zevkten değil tabi.

sonra her koyunun kendi bacağından asıldığı ölen ölür kalan sağlar bizimdir anlayışının hakim olduğu düzende olunmasına rağmen ormanın kitabını yazmış dicaprio ya muhtaç ekibin geri kalanı ve kıt zekalı oğlu dicaprio yu aramaya çıkar. ayı yavrularını bulunca dicaprio yu da bulup ayının altından çıkartırlar. ayının yüzüne gözüne sırtına boynuna demeden her bir yerlerine bıraktığı hatıraları dikmek ekibin patrouna düşer ve de vicdan azabından karın tokluğuna çalışmaya razı olmak da senaryo gereği oradaki tıfıla düşer. 

leonardo dicapriokara kışın ortasında kimsenin bilmediği bir coğrafyada yaralı bir adamla ilerlemek zor gelince patronun para verecem kim bakacak bu adama demesiylen filmin kötü adamı olma yolunda burun farkıyla ilerleyen ve de neeeyyyy biri para mı dedi inlemesiyle olaya dalan 'il brutto' tıfıl ve oğulla birlikte dicaprio nun gözetim işini üstlenir. ekibin kalanı gider gitmez dicaprio dan kurtulup yola devam etmenin yollarını arayan il brutto dicaprio nun gözü önünde oğlunu öldürüp yerliler geliyo diyerek tıfılı da ayartıp dicaprio yu mezara koyar ve giderler dicaprio yu bırakıp. ölmeden mezara koydular beni türküsünün tınısında öldürmeyen allah öldürmüyor dedikleri bu olsa ki kedi gibi dokuz canlı dicaprio abimiz mezardan sürünerek çıkar ve diriliş başlar. 

leonardo dicapriokarısının hayali yanı başında oğluyla vedalaşıp siyuların kızını fransızların elinden kurtararak hayatta kalma biletini cebine atar. sağ kalmak için çiğ balık da yer çiğ bizon da hatta tarık akan misali atı yarıp içinde de yatar. sonuçta kendisini bulan patron onu kaleye getirdiğinde il brutto çoktan patronun zulasını patlatmış yola revan olmuştur. iki tas çorba içip sabah ayazında sıcak su banyosu yaparak peşine düşen dicaprio sanki 10 gün önce ayının dötünü başını pandiklediği adam değilmiş gibi intikaaaaam nidaları eşliğinde patronla beraber sürek avına başlar. bölgeyi en iyi bilen kişi dicaprio olduğu için hemencecik bulur il brutto yu. amma ve lakin genç patron kafa derisini kaptırır ve şahadete erer. karşılıklı mertsizlik kuralları çerçevesinde kapışan iyi ve kötü birbirlerinin orasına burasına bıçaktır baltadır saptır parmaktır demeden saplayıp durur. son sözü söylemek ortamın ağaları siyulara düşer ki il brutto ikinci kez kafa derisinin yüzülmesi duygusunu yaşar. dicaprio daha önce kaptığı bilet sayesinde ortamdan uzaklaşırken bizlere son bir bakış atar ve şöyle der. eee ne yapacam ben şimdi..

oscar istiyorum

ÖZET: ALMA SİYUNUN AHINI, ÇIKAR AHESTE AHESTE.

ÖNERİ: Eğer bir ayıyla karşılaşırsanız kendinizi savunmak için aşağıdaki videoda olduğu gibi yapın.



SPECTRE - İÇİ BOŞ BİR AKSİYON 007 BOND FİLMİ

james bond
james bond. 007. önünde kendisinden daha genç ergen seksi 21. yüzyıla uyumu tamamlanmış modeller varken ingilizlerin "ohhh no no no biz alaturka severiz" anlayışıyla günümüze devr olmuş ajanların piri kadınların sirenidir.

kadınlar arabalar ve silahlar üçgeninde gezen bi sürü filminden sonra ne bekliyorduk ki bilmem yenisi de yaptılar ve biz de izledik. tahmin edin ne oldu. bütün mevzu yine kadınlar arabalar ve silahlar üçgeninde döndü. sanırsın bermuda şeytan üçgeni.

kişisel bir hesaplaşma olduğu anlatılan sonra nedense dünyanın sonu ile ilgili bir mevzuya dönüşen bir olayın meksika ayağıyla başlar film. her karesinde gözümüze sokulan önemli olan boyu değil işlevi manalı silahlarıyla goccccaaa binayı havaya uçurup ceketinin düğmesi bile açılmadan adam kovalar bizim 007. uçana kaçana sıkaraktan cephanesi hiç bitmeyerekten dolaşır gelir patronun karşısında boyun büker. noldu. nooollduu. işte özel sektörün dezavantajı.


andrew scotto ara bir de ne görelim. kötü adamlığıyla nam salmış kendisini ben kötü adamların napolyonuyum diye tanıtan nuri alço girmesin mi içeri. şaka şaka. onu diyen moriarty. içeri giren de o. haaa bu bir türk filmi olsaydı ki olabilirdi daha az bütçe daha salak mekanlar biraz daha ucuz bir yapım bir de özcan deniz oynasaydı olabilirdi ama olmadığı için nuri alço rolü kapamadı. kim kaptı. c. evet evet. adı c. ekstra havalı di mi. yani düşünün bir. dünyanın ipini çekecek kuvvette bir adamın bütün istihbaratın kralı olan bir adamın bütün derken dünyayı kastediyorum henüz marstan bi şey gelmedi dünyanın diyorum bak. adı neyyy. c. wouuuuwwfffș. yıkılıyo ha.

zaten ilk görüşte aşık olmadıysa kesin düşman olur diye bildiğimiz bond adama ayar olur. bi de hakkında torpille geldi buralara falan denilince kafasında bitirir adamı. bitirir derken umursamaz ve de kaale almaz ama meğerse herifçioğlu ülkerin reklamlarında dediği gibi kaliteyi uzaklarda aramayın tadında simyacıdaki gibi aramaya kendi çöplüğünden başla hesabı köstebeğin yol almışı çıkar. bizim bond da olaya nasıl dahil olduğunu ve de bond un kendisini nasıl bulduğunu hiç anlayamadığımız bir adam sayesinde filme kendisi adına katkı yapacak olan dişiyi aramaktadır.
araba yarışları geleneğine uygun olarak bir aston martin in daha harcandığı kovalamacanın ardından dünyadaki her şeyi bilen ingiliz istihbaratının ulaşamadığı ama google da arasan bulursun mantığıyla basit bir bilgiyi öğrenir ve fas a gider yeni partneriylen. bond şansı burada da karşımıza çıkmakta ve mickey mouse esprisine iki kere gönderme yaparak küçük fare aracılığıyla koordinat düzlemi dersimizi tamamlamış olmanın gururunu yaşamaktayızdır.

daniel craig
trenle seyahat için evden özellikle getirtilmiş kıyafetler ve her ortam için ayrı ayrı bulundurulan güneş gözlükleriyle birlikte silah eğitimi kursu tamamlanarak veliaht irisi düşmanın saldırısı bölümüne geçtiğimizde bütün trenin baştan sonra harap olmuşken kavga arbede ortamı süregelmekte iken daha az önce dolu olan trende kimsenin olmamasına şaşırdık mı. ı ıh.

eyy bond. eyy 007. yaşlanmışın. paslanmışın. adam seni ne dövdü ya la. bi dövdü ya la. anaaam. filmin başında barnaklarıynan göz çıkaran veliaht irisi ayağına dolanan iple trenden havalanınca ne zamandır aralarındaki yakınlaşmanın yatak sahnesine dönüşmesi an meselesi olan çiftimiz arayı kapatmak istercesine yenilen dayakların bile önemi olmadığını öğretir bize. ama işte bond budur. ne olursa olsun ne kadar dayak işkence vs. bunlar teferruat. silah at avrat. olay bu. tabi burada atı aston martin oynamış. halbuki mustang de giderdi.

çölün ortasında ne beklediklerini bilmeden kendilerini birilerinin gelip almasına şaşırmadan işleyen süreçte ortama silahsız dalarak erkekliğin tavanını ifa eden 007 hata yaptığını anladığında kulak bölgesi civarinda delik oluşmuştur bile. çocukluktaki duygusal travmaların kötü adamlar yarattığı teziylen babamı kaptın ben de seni öldürecem ağlașmaları filmin kötü adamı olmak için bile yetersizken aklımızda django daki bol gönüllü alman olarak yer etmiş christoph waltz a hiiiiiiç yakışmaz. yüksek alarmlı saati sayesinde bizi bu iğrenç sahneden ve getirilerinden kurtaran bond açık alandaki vurulamazlık becerisiyle adeta türk filmlerine taş çıkartır. anında helikopterle savaş çığlıkları atarak memleketine dönen 007 filmin 2. kötü adamı konumuna inen c yi afişe eder. c. ah ya. c. ne kadar da hicivli. hem o nasıl bir ölümdür ya. ayağım kaydı 171. kattan düştüm diye bi ölüm mü olur. adama yakışan bu mudur. c. pehhh.


christoph waltz
sonrasında bizim bol yürekli alman yine ölmemiş bond u aşk hayatından yakalamak üzere zaten yıkılması uzun zamandır planlanan eski istihbarat binasına çekmiş binaya bombeler yerleştirmiş ve de patlatmıştır. peki sorarım size. binaya belediyeden yıkım izni çıkalı bu kadar zaman geçmiş olduğu halde hangi yarım akıllı binanın altına tekne bağlar. üstelik bir değil. iki değil. kaç tekne. tekne de bizim fış fış kayıkçı teknelerinden değil ha.
ayriyeten öldürmek için işini sağlama almış bir adam niye 3 dakika diyerek olayı uzatsın bu biiiiir. testere filmi mi lan bu. dişiyi zaten öldürmeyi plânladıysan adamın ruh halini inciterek onu olduğu yere mıhlamak adına niye öldürmedin ikiiiii. hadi öldürmedin bağladın sakladın bond buldu koltuğuna bi patlayıcı yerleştir be abi bu da üüüüç.

mutlu sona ulaşmak için gereken kötü adamın ölmesini görmek mi acaba derken bond un patronunun beylik lafı karşımıza çıkar. öldürme yetkisi aynı zamanda öldürmeme yetkisidir. ve de öyle olur. olmasa bu cümlenin senaryoda işi ne. bond bol yürekli almanı vurmaz. emeklilik dilekçesini yazar. basar gider.

ÖZET: BOND EMEKLİ OLDİ Mİ, ISSIZ ACUN KALDİ Mİ.