ergen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ergen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SiX FEET UNDER - DOKUZ TAHTA ALTINA GİRMEDEN HAYATIN DEĞERİNİ BİLİN ÖĞRETİSİ



six feet undersix feet under. dokuz tahta altında. kurmaca durumlarla hayatın gerçeklerine yakınlaştırmaya çalışan her gün bir hediyedir vurgulu dizi.

açılış sahnesi dizide baba rolündeki karakterin ölmesiyle gerçekleşir ki onu tanımaya fırsat bulamayız ancak dizinin her bölümü bir ölümle açılır ve fantastik bir kaç ölüm dışında genellikle hayatın gerçeklerini temel alır.

dizi ölümün hayatın bir parçası olduğunu her an her yerde kol gezdiğini kimsenin vadesinin beklediği kadar olmadığını günü yaşayıp mutlu olmaya çalışmayı anlatır. 

bir dizideki karakterlerle kendimizi özdeşleştirebildiğimiz ölçüde o diziyi içselleştiribileceğimiz gerçeğiyle süreç önce karakter analiziyle başlar.



3 çocuklu bir aileyi konu alan dizide baba karakterinin ölmesiyle zamanında isyanım var uleeeeeyyn diyerek evi terk etmiş en büyük çocuk eve döner ve babasının yıllarca işlettiği cenaze evinin yarısını kendisine bıraktığını öğrenir. babasının yanından hiç ayrılmamış ikinci erkek çocuk bu duruma içerlese de yalnız kalmayacak olması fikri içten içe hoşuna gider. lise çağındaki üçüncü çocuk ise ergenliğinin en dışavurumcu devresindedir ki dünya yansa umurunda değildir. anne ise eve dönen oğlunu kendisine destek olması amacıyla yanında kalmaya ikna ederek aileyi bir araya toplayarak en doğru davranışı yaptığını düşünen yıllarca mutfak ve çamaşırhane arasında mekik dokuyarak hayatın kendisini ıskalamasına neden olmuş bir kontrol manyağıdır.




peter krause

en büyük çocuk nate kendisi gibi seks bağımlısı kız arkadaşı brenda yla babasının öldüğü gün tanışır ve inişli çıkışlı ilişkileri dizi sonra erinceye kadar devam eder. nate insanlara karşı hassas davranan onların hissiyatlarına olan anlayış yatkınlığıyla cenaze işinde beklenen verimi vermektedir ancak hayatı boyunca kaçtığı gerçekliğin gün olup tepesine baş tacı olmasını engelleyemez. beynindeki rahatsızlık nedeniyle girdiği ameliyattan sağ çıkar ve tony soprano nun da söylediği gibi hayatta her gün bir hediyedir anlayışına bürünür.



michael c. hall

ailenin ikinci çocuğu david ki kendisini en çok sevilen seri katil dexter rolüyle tanıyoruz sığındığı aile işinin gölgesinde annesi gibi bir kontrol manyağı olarak hayatın gerçeklerinden kaçan bir eşcinseldir. david üzerinden ırkçılığı ve cinsiyet ayrımcılığını bizim dışımızdakilerin de bir hayatları olduğu gerçeğini altyazılandıran senaryo david ve erkek arkadaşının inişli çıkışlı ilişkisini her ilişkide ortaya çıkabilecek sorunları adeta bir ilişki terapisi gibi ele alır ve ilişkilerde iletişim sorunlarını aşmak adına yapılabileceklere örnekler sunar.




lauren ambrose


ailenin üçüncü çocuğu claire henüz lise çağında ergenliğinin son safhalarında hayatın kendisine hep kelek yaptığı inancıyla yaşayan ve dünyaya hüzünle bakan bir ergendir. bütün dizi boyunca klişelere laf sokan en doğru lafları eden kendisine aileden çıkacak tek akıllı şahıs olması konusunda misyon yüklediğimiz claire lise sürecinde yaşadığı kırık dökük yarım parça ilişkilerle dünyadan soğumak için kendisine bahaneler üretir durur.





frances conroydizideki anne karakteri genç yaşta evlenmiş 3 çocuk sahibi olmuş kendisini eşine çocuklarına adamış yaşamayı her şeyi kontrol altında tutarak olması gerektiği söylenen kalıplar içerisinde şekillendirmek sanan dünyadan bihaber hayatın teğet geçtiği bir kadındır.

bütün dizi boyunca içinde kaldığı durumları yaşadığı karmaşıklıkları hüzünleri neşeleri düşünülünce kendimize en yakın hissettiğimiz karakter anne oluverir. bir dul bir anne bir eş bir kızkardeş bir haydi kızlar okula projesinden yararlanamamış bir depresif çeşitliliğinde rollere bürünür. hayatı yeniden yaşama şansı kendisine sunulunca kozadan çıkmış bir kelebek gibi çırpına çırpına sevinmesi hayatı dışarıyı insanları bilmediğinden yaşadığı yaşamak istediği şeyler olunca eve girmiş cama toslayıp duran sinek gibi sürekli hatalar yapması oğlu ameliyat olacağı için anne yüreğiyle yanıp tutuşması torunu olduğunda korumacılıkla karışık babaanne şımartıcılığı kendisini yeniden kısır döngüye sokan yeni ilişkisi için hissettiği öfkenin dışa vurumu o kadar insani temel düzeyde basit ve gerçekçidir ki dizi boyunca kendimizi içten içe onun mutlu olması için ne yapabiliriz acaba diye sorgularken buluruz.

nate zamanında kontrol manyağı annesinden ve babasının işinden kaçarak evi terk etmiş olmasına rağmen hayır demeyi bilmeyen yumuşak yüzü ve sürekli kendi gerçekliğinden kaçması nedeniyle tamam artık bu son dese de aynı hataları tekrar tekrar yapma konusunda ısrarcı bir iflah olmazdır. tanıştığı brenda ile uzun soluklu ilişkisinde bile onu tanımaya fırsat bulamasak da dizinin pozitif kutbunun o olduğu hissiyatı sürekli ortada döner durur. kendinden kaçmayı bıraktığı an hayata da gözlerini kapadığı an olacaktır.

david kendini bulma yolunda uzun yıllar mücadele edip tıpkı nate gibi kendinden kaçan ama nate e oranla çok daha erken kendini kabullenen hayattan ne beklediğini bilen annesi gibi kontrol manyağı olan toplum içinde farklı olmayı farklı olmanın yaşattığı zorlukları farklılıkların insan ruhunda bıraktığı yaraları bize hissettiren bir karakterdir. amerika toplumu içerisindeki siyahi beyaz ayrımcılığını toplumun normal ve anormal tanımlamalarını farklı kültürlerdeki insanların bir arada yaşamalarının getirdiği zorlukları çok kültürlülüğün çok tahammülkarlık gerektirdiğini herkesin sevilmeye ihtiyacı olduğunu david üzerinden görür yaşar hisseder ve öğreniriz.

claire ailenin en küçüğü olarak ve de olmasına rağmen en bağımsız bireyidir. kafasına eseni yapan ahlaki sorguları yargıları duvarları olmayan temel düzeyde önyargısız bir insandır. bu durum bazen etrafındaki insanlara saf saf aldanmasına inanmasına kalbinin kırılmasına hayattan tekrar tekrar soğumasına neden olsa da yaşanılan her durumun bir tecrübe olduğu ve topladığımız çakıl taşları koleksiyonumuz olduğu bilinciyle 100 yaşını geçkin bir süre yaşar görür. liseyi bitirirken ne olacağına karar verememiş her ergen gibi kendini boşlukta hisseder ancak annesinin önerisiyle sanat okuluna yazılır. amerikan rüyası mezuniyet gecesi klişesini de nate in ameliyatı nedeniyle atlatarak olmasa da oluyormuş dedirtip eline fotoğraf makinesini alır ve hayatı yakalamaya çalışır.

six feet under

bütün karakterlerinin bize hayatın önemini sunmaya çalıştığı dizide yakın ya da uzak o kadar çok ölümle karşılaşırız ki hayat ölümle iç içedir mesajı sürekli yanıp söner. hayatı sevdiklerinizle en iyi şekilde yaşayın ki hayat hiçbirimiz için yeterince uzun değil demektedir.

dizi 2001 2005 yılları arasında yayımlanmış ve beş sezon sürmüştür. evlere şenlik bir finali vardır. sürekli hatırlanmalık ve de ara sıra tatmalıktır. özellikle burun sinüsleriniz doluysa ve boşaltamıyorsanız kesin açıcı etki yapar. son on dakikası aşağıdaki gibidir.




ÖZET:
HAYAT KISA HIZLI YAŞAMALI
BOŞVER DÜŞÜVER ELLERİN DİLİNE
HER HOŞ AN KISA GÜNÜN KÂRI
BIRAK KENDİNİ KAPILIVER AŞK SELİNE

TAŞIYICI - HIZ AKSİYON MACERA AİLECEK NAKLİYE ŞİRKETİ

taşıyıcı
taşıyıcı. hem de tam gaz. film kendimi izlemek zorunda bıraktığım 1.5 saat boyunca bir filmde neler olmamalı neden olmamalı ergenler bu filmlerden ne anlıyor ve aksiyon nedir ne değildir sorularına aramamakta olduğum halde yanıtlar bulmamı sağlayarak yegane yararını gerçekleştirmiş dipyapıttır.


filmde işinin ehli olduğu söylenen o işi ehil yapacak kadar yaş almamış olmasına rağmen soru sormadan gözlerimi kaparım vazifemi yaparım mantığıyla hareket eden zaten asker kökenli olduğu ki o işi de eline gözüne bulaştırdığı defalarca ifade edilen kendisini taht oyunları dizisinden üç bölüm oynayabilmiş ikinci oğullar adıyla ortalıkta gezinen istenmeyen veletler ya da piçler olarak da adlandırabileceğimiz bir grubun başındaki ejderhaların annesine vurgun savaşçı olarak tanıdığımız cılız ama şimdi kasa bürünmüş ed skrein in oynadığı taşıyıcı rolündeki arkadaşın gözlerimize bayram ettiren vay be kapitalizm sen her derde devasın dedirten audi marka arabasıyla iş peşinde koşması anlatılır.

taşıyıcı
yine böyle o iş onun öteki iş onun çok yoğun bir günün içindeyken dişi karakterler ne zaman ekranı ele geçirecek diye hazırda bekleyen ergenlerin aklındaki soruyu hissedercesine 1 değil 2 değil tam 4 dişiyi kaslı seksi erkeğimizin arabasına doluşturur. bu dişiler ki zamanında kendilerini ailelerinin para karşılığı satması nedeniyle patron dedikleri rus mafyavarisinden intikam almak üzere harekete geçmiştirler. olayların içinde kalan içinde kalması için önce babası kaçırılarak zorlanan ardından aşkın girdabından içeri çekildiği için ayak işlerini yapan taşıyıcı filmin sonunu getirmek için hızlı dövüşler ve hızlı sürüşler yapar. beklenen aksiyonun tavan yaptığı sahneler peşi sıra ilerler. hayır aksiyon yapıyorsun da niye adamakıllı düşünmüyosun o sahneleri. bu kadar saçmalamak ne kazandırıyo sana. cüneyt arkın filmlerini aratmaz sahnelerle finale gelinir. ve film nihayet biter. filmin finali zengin kız fakir oğlan durumudur ki severek ayrılalım şarkısı eşliğinde gözyaşları sele dönüşür. bittiği için tabi.


filmin bizim için tek artısı dexter dizisinden hatırladığımız seri katil tiplemesini layikiyle yerine getiren ve filmdeki oyunculuğunun dizideki oyunculuğunun yanından geçemeyeceği yalnızca kendisini görmüş olmamız olarak bize yansıyan ray stevenson un karşımıza çıkmasıdır.

ray stevenson

ÖZET: DEVEYE SORMUŞLAR BOYNUN NEDEN EĞRİ, TAŞIYICIYIM DEMİŞ.

KARMAKARIŞIK - ERGEN VE KUŞAK SAVAŞLARI MİZAHİSİ


karmakarışık. bilinen rapunzel hikayesini daha az bilinen bir hale getirmek için karmakarışık bir bakış açısı ile önümüze koyan hollywood filmi.



yeni hikayede ki en önemli değişiklik kötü kadının yalnızlığını gidermek için değil de sonsuz gergin cilt uğruna senaryoya kattığı bencillik. hikaye özellikle bencil kadın kötü kadındır anlayışını zihnimize sokmaktadır. ayrıca kapitalist düzenin tekerine acayip çomak sokacak fikirlerle dolu olması masal olması nedeniyle göz ardı edilir. düşünsenize. bir çiçek var. ve o çiçeğe şarkı söyleyerek gergin bir cilt kalıcı güzellik elde edebiliyorsunuz. aklıma direk ajda pekkan geldi. yeminlen. bu kadar makyaj malzemesi üreticisi petrokimya endüstrisi zenginleri petrokimya endüstrisi işçileri hep aç kalır. işsiz sefil olurlar.



hikayede esas kız tesadüfi bir şekilde kralın kızıdır. esas oğlan ise hırsızın çapulcunun tekidir. türk filmlerinde bile rastlanmayacak bir senaryo ile yolları kesişir. kapatıldığı kulede can sıkıntısının doruklarında gezinen ergen kızımız yakışıklı olmasa acaba suratına bakar da o kapıyı açar mı diye sorguladığımız ergen erkek ile ilk görüşte aşk oyunu oynamaktadır. oyun alanının sınırlarını genişletmek isteyen erkeğin ısrarlarıyla gözü açılan kızın üzerine hey hey leri gelir. bir isyan bir feveran kuşak çatışması vs. vs. ondan sonrası malumunuzdur ki kızın prenses olduğu ortaya çıkar ve mutlu son.


iyi de adam hırsız. adam çapulcu. adam marjinal. sen kocaaaa kralsın. yıllarca kızını arayıp bulamadın. bekledin buldun. kısmeti bu mudur? yok mu komşu krallığın hepsi yakışıklı olmak zorunda olan bir veya bir çok prensi. adaylar sıraya girsin. kapışsın. ulen keloğlan masallarında bile bir kızın talibi 1000 kişi. nasıl bir krallık bu.


ÖZET: İKİ ERGEN BİR OLUNCA, KRALA SHIT YEMEK DÜŞER.

SEVERUS SNAPE - BİR GİZLİ KAHRAMANIN TRAJİK AFİŞE OLUŞU

alan rickman
Öncelikle şunu belirtmeli. Kendisi adamın dibidir. Hatta adamın başıdır. Adamın ortasıdır. Adamlığı yazmıştır. Olunması gerektiği gibi adamdır. Nasıl adam olunması gerektiğinin tüyolarıyla bezenmiş zat-ı mükemmeldir Severus Snape.
Herkes gibi yaşadığı ergen sorunları ve dışlanmışlık nedeniyle verdiği yanlış kararlar sonrası mahkum olduğu bir dövme yüzünden hayatı kararmıştır. Yaptığı hataları geri almak için işinde kendini ustalaştırmış çağın büyücüsü denilen adamın bile içini okuyamadığı birine dönüşmüştür. Bu dönüşüm her şeyden çok kişiliğine zarar vermiş onu asosyal ve itici bir adam görüntüsüne sokmuştur. Çizgi roman kahramanları gibi işleri perde arkasından gizlice dikkatlice ve aşırı zekice halletmiş her ne kadar iyi adam olsa da kötü adam etiketi üzerine yapışıp kalmış ve de bununla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Dünyanın en çok sevip saydığı adamlardan birini, kendi akıl hocasını, gizli sığınağını, konuşabildiği tek adamı, can dostunu, kötü yollardan dönüş biletini, kendi eliyle öldürmek zorunda kalması üstelik bunun bir zorunluluk olarak aynı kişiden talep olarak gelmesi hayatının en acıtıcı olayıdır. Gönlümüzde taht kurmadan evvel ısrarla kabul etmekten imtina ettiğimiz süper ötesi karakteriyle bizleri kendisine hayran ve de kendisinden mahrum bırakmıştır.
kahramanOnun kendisinden önceki bütün büyücülere taş çıkartacak hayat yaşadığını hollywood un kaleme aldığı çeşitli milletlerden süper ajanlardan daha süper ajan olduğunu söylemek kesinlikle doğru olur. Dayandığı acılar yaşadığı ızdıraplar ve katlandığı asosyal yaşam biçimi ile dışlanmışlık 007 nin bile belini bükerdi orası kesin. Ne de olsa 007 kadın olmadan yaşayamaz.
gizli aşıkBir uydurmaya göre ölene kadar kadın nedir bilmemiş, düştüğü kötü yol hayatına anlam katan tek kadının ölümüne neden olduktan sonra o yoldan uzaklaşmak için gereken ne varsa yapmaya hazır hale gelmiştir. Başka kadınlarla hiç anılmamış olması derhal göz ardı edilebilecek bir ayrıntıdır.
Sonuç olarak son anda da olsa hayatını ne için adadığını anlatmayı başarmış ve kendisini kahraman yapabilmiştir.

ÖZET: SEVERUS SENİ SNAPE

TERS YÜZ - DUYGULARINIZI TERS YÜZ EDECEK BİR FİLM

duygular
Animasyon olması bile ilgimi çekmesi için yeterliyken renkleri kullanımıyla gönlümü çelmesi daha hızlı oldu. Bir bebeğin dünyaya gelişiyle başlayan filmde karakterlerimiz aslında duygular.
İlk önce neden neşenin ortaya çıktığına dair bilimsel bir açıklama var mı bilmem ama film icabı deyip geçelim. Bebeğin ilk keşifleriyle birlikte önce üzüntünün ardından korku, tiksinti ve öfkenin ortaya çıkması uzun sürmez ve neşenin hakimiyeti son bulur. Buna rağmen uzun zaman - ki bu süreç içinde bulunduğumuz karakterin erken ergen olma dönemine kadar - devam eder 'neşeli günler'. Her çocuğun yaşaması muhtemel kırılma dönemlerinden birine tanılık ederiz. Diğer duygular özellikle üzüntü bize kocaman bir hayat dersi verir film boyunca.
bing bongBeynin içinde öğretsel bir tur attıktan ve beynin işleyişine dair sevimli bilgiler elde ettikten sonra olayları yoluna koymak için bazen geçmişimizle yüzleşmek gerektiğini bazen de geçmişimizi arkamızda bırakmamız gerektiğini öğreniriz sulu gözlerle.
Ergenliğin bir diğer kırılma noktası olduğu da belirtilirken mutlu sona doğru yelken açarız.
Bize öğretilen en temel hikaye bütün duyguların bir bütün olduğu, hepsinin iç içe olduğudur.
anne baba
Kafama takılan anne karakterinin duygularının betimlenmesinde dişi, baba karakterinin duygularının betimlenmesinde erkek karakterler kullanılması ancak çocuğun duygularının betimlenmesinde karakterlerin hem dişi hem erkek olması.
Özellikle kedinin gamsızlığı şahanedir.




ÖZET: HER FANİ ERGENLİĞİ TADACAKTIR.