ajan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ajan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KARA DÜZEN - SUÇLU OLMAK NEDİR NE DEĞİLDİR KONULU BELGESEL TADINDA JOHNNY DEPP FİLMİ

kara düzen
kara düzen. johnny depp in bir başka suçluyu oynadığı suçlular ne yapar ne yapmamalı yaparsa ne olur ve iyiler daima kazanır dayatmalı filmdir.


öncelikle johnny depp in mavi gözlü doğmaması kaderin en doğru cilvelerinden biriymiş. kendisi suçsuz bir adamı oynadı mı onu da hatırlamaz olduk ama yağmurdan kaçarken doluya tutulan bir karakteri bir sürü tanıdık yüz eşliğinde oynayarak da bize seyir zevki vermeye çalışmış olmasına minnettarız.

johnny depp gözü kara ki bu sadece deyimsel bir psikopat olarak tabi ki de united states of patates in boston şehrinde hüküm sürmekte ve terör saçmaktadır. canını sıkana kurşunla karşılık vermekte adını yanlış söyleyene kırık bir soluk borusu hatıra bırakmaktadır. doğup büyüdüğü sokaklardaki tek ali kıran baş kesen olmak hevesiyle dönemin diğer kötü adamları imajıyla ortalarda dolanan italyanların yakalanması ve ortadan kaldırılması için çocukluk arkadaşı olan bir fbi ajanıyla işbirliği yaparak merdivenleri hızla tırmanıp kral olur.

johnny depp
önce annesi de mavi gözlü olmasına rağmen ki johnny depp de mavi gözlü kendisi kahverengi gözlü olarak dünyaya gelmiş genetik bilimine hay canına yanayım dedirtecek kadar iddialı bir zarf atan oğlu ölür. ardından annesi de ölünce johnny depp iyice karanlık bir krala dönüşüp önüne geleni mıhlar.


fbi yediği haltı sonradan fark eder ve bu kez de johnny depp in peşine düşer. bu esnada çocukluk arkadaşı olan fbi ajanı kendisi için bilgiler sızdırırken fbi ın elinden sıyrılıp işlerini devam ettirir. her güzel günün bir sonu olması klişesiyle fbi sızıntıyı önlemek için soruşturmayı yerel polis denetiminde az kişinin bilgisi dahilinde gerçekleştirir ki yine de herkesin yakalanmasına rağmen johnny depp kaçmayı başarır.

aynı annenin çocukları olarak dünyaya gelen iki kardeş olarak johnny depp büyük sherlock dizisinden tanıdığımız sevdiğimiz sherlock holmes karakteriyle ki özellikle ikinci sezonunda bizi kendisine hayran bırakan benedict cumberbacth küçük kardeşi oynamaktadır. büyük kardeş tipik bir işlevsel sosyopat ve psikopat olarak karşımıza çıkarken küçük kardeş nasıl yollardan geçtiyse artık seçilmiş bir senatör olmuştur. tabi ki de hiç kimsecikler küçük kardeş benedict cumberbatch in o mevkiye gelirken büyük kardeş johnny depp in varlığını ya da işlevselliğini kullanmadığına inanmamaktadır. aksi halde kendilerine saf mısınız derdik.

benedict cumberbatchnitekim senatör olarak katil bir kardeşin varlığıyla ki sanki bir anda ortaya çıktı bu kardeş adam senatör olana kadar bakmadınız mı seceresine işini sürdüremez hale gelir ve istifa eder. bu tarz şeyler zaten ortadoğu coğrafyasında genellikle olmaz. olduğunu bildiğimiz ya da olduğunun söylendiği ülkelerin başında japonya gelmektedir ki süslü intiharları örnek alınasıdır.

etrafındaki bütün adamların bir şeylere içerledikleri ve de bunun sonucunda bülbül gibi şakıdıkları düşünülürse zaten uzun bir yaşam sürmüş olduğu yaptığı iş de göz önünde bulundurulursa söylenebilir johnny depp in. velhasılı ölmez kaçar ama aradan 12 yıl geçmesine rağmen hala güveneceği adamları iyi seçemediği için yakalanır ve 2 kez müebbet hapis cezasına mahkum edilir. çocukluk arkadaşı olan fbi ajanı ise ben bu sokakların çocuğuyum johnny depp beni küçükken şeker almaya götürürdü o benim kahramanım vefa benim için her şeydir diyerek 40 yıl ceza alır.

ÖZET: BEYAZ GÜL KIRMIZI GÜL GÜLLER ARASINDAN GELİR, JOHNNY TAKMIŞ MAVİ LENSLER ÖNÜNE GELENİ DEŞİYİR.

QUANTUM OF SOLACE - BEDBAHT BİR BOND PARODİSİ

quantum of solacequantum of solace. 007. james bond. henüz keşfetmedikleri için arka planda çalmadı ama bir teselli ver şarkısı için çekilebilecek önsöz niteliğindeki film.

izlerken ne beklediğinizi az çok bildiğiniz bond filmlerinden hiçbirine benzemeyen hatta hiçbir şeye benzemeyen bir bond filmi. arabalar kızlar ve silahlar üçgeninde dönen bond filmlerinden o kadar uzak ki bu durumu bond un ızdırap içinde yorgunum şimdi bakışlarına bağlıyoruz. araba desen yok. kız desen yok. silah desen yok. eee ne var? filmin başındaki niçin olduğunu ve oraya nerden geldiğimizi anlamadığımız köprü içi araba kovalamacası hariç arabalar boy göstermiyo filmde. zaten aşk acısı iliklerine işlemiş sürekli içen ve önüne geleni dıjın diye vuran uykusuzluktan muzdarip bir karaktere hayat verdiği için bond kızları da ortalıkta değil. silahlar? silahlar? evet. silahlarla ilgili gördüğümüz en önemli ayrıntı bond un yakınındaki elindeki uzanmakta olduğu aklından geçirdiği bütün silahların yere düşmesi. sanki silahlar bile bond dan kaçıyorlarmış gibi bi izlenim var. galiba silah tasarımcısını şutladılar ekonomik kriz nedeniyle işçi sayısında azalmaya giderken.

quantum of solaceyakaladığı ya da peşine düştüğü her karakterin kendisini boynuzlayıp acılara salan dişi ajan etrafında döndüğünü anlamak zaman almıyor ki bond un bunu kendisine itiraf etmesi uzun sürüyor aslında. iç huzur meselesi yine burada da karşımıza çıkıyor. tabi ki herkesin kötü zamanları olur. dibe vurduğu anlar olur. yalnız kalmak ya da yalnız kalmamak için saçma sapan şeyler yaptığı zamanlar olur. süper kahramanlar da hata yapabilir. ama bond. asla. nakka. bond karakterinin geçtiğimiz 30 yılda karşımıza çıkan hiçbir filmde böylesine ezildiğini hatırlamıyorum. acıdım la adama. gocccaaa bond. bitmiş ya la. yani neredeyse kendileri bond olmasa adsız alkoliklere katılıp intihar öncesi konuşmalar yapacak. filmin içinde eski tanıdıklara yeni yüzlere baya ağlanmasından aşikar. 

sonuç teşkilat önce ne yapsak ki ayaklarında bond u ortada bırakıp sonra güveniyoruz tam destek der ve bond kötü adamları yakalar. işleri yoluna koyar. peki iç huzur. onu da filmin sonunda manitayı baştan çıkarıp sonra balıklara yem yapan şahıstan aldığı intikam ilen giderir. içinin yağları erimiş olarak anka kuşu misali küllerinden doğup arınır yoluna devam eder.

quantum of solace

ÖZET: HANÇER YARASI DEĞİL DOMDOM KURŞUNU DEĞDİ.

SPECTRE - İÇİ BOŞ BİR AKSİYON 007 BOND FİLMİ

james bond
james bond. 007. önünde kendisinden daha genç ergen seksi 21. yüzyıla uyumu tamamlanmış modeller varken ingilizlerin "ohhh no no no biz alaturka severiz" anlayışıyla günümüze devr olmuş ajanların piri kadınların sirenidir.

kadınlar arabalar ve silahlar üçgeninde gezen bi sürü filminden sonra ne bekliyorduk ki bilmem yenisi de yaptılar ve biz de izledik. tahmin edin ne oldu. bütün mevzu yine kadınlar arabalar ve silahlar üçgeninde döndü. sanırsın bermuda şeytan üçgeni.

kişisel bir hesaplaşma olduğu anlatılan sonra nedense dünyanın sonu ile ilgili bir mevzuya dönüşen bir olayın meksika ayağıyla başlar film. her karesinde gözümüze sokulan önemli olan boyu değil işlevi manalı silahlarıyla goccccaaa binayı havaya uçurup ceketinin düğmesi bile açılmadan adam kovalar bizim 007. uçana kaçana sıkaraktan cephanesi hiç bitmeyerekten dolaşır gelir patronun karşısında boyun büker. noldu. nooollduu. işte özel sektörün dezavantajı.


andrew scotto ara bir de ne görelim. kötü adamlığıyla nam salmış kendisini ben kötü adamların napolyonuyum diye tanıtan nuri alço girmesin mi içeri. şaka şaka. onu diyen moriarty. içeri giren de o. haaa bu bir türk filmi olsaydı ki olabilirdi daha az bütçe daha salak mekanlar biraz daha ucuz bir yapım bir de özcan deniz oynasaydı olabilirdi ama olmadığı için nuri alço rolü kapamadı. kim kaptı. c. evet evet. adı c. ekstra havalı di mi. yani düşünün bir. dünyanın ipini çekecek kuvvette bir adamın bütün istihbaratın kralı olan bir adamın bütün derken dünyayı kastediyorum henüz marstan bi şey gelmedi dünyanın diyorum bak. adı neyyy. c. wouuuuwwfffș. yıkılıyo ha.

zaten ilk görüşte aşık olmadıysa kesin düşman olur diye bildiğimiz bond adama ayar olur. bi de hakkında torpille geldi buralara falan denilince kafasında bitirir adamı. bitirir derken umursamaz ve de kaale almaz ama meğerse herifçioğlu ülkerin reklamlarında dediği gibi kaliteyi uzaklarda aramayın tadında simyacıdaki gibi aramaya kendi çöplüğünden başla hesabı köstebeğin yol almışı çıkar. bizim bond da olaya nasıl dahil olduğunu ve de bond un kendisini nasıl bulduğunu hiç anlayamadığımız bir adam sayesinde filme kendisi adına katkı yapacak olan dişiyi aramaktadır.
araba yarışları geleneğine uygun olarak bir aston martin in daha harcandığı kovalamacanın ardından dünyadaki her şeyi bilen ingiliz istihbaratının ulaşamadığı ama google da arasan bulursun mantığıyla basit bir bilgiyi öğrenir ve fas a gider yeni partneriylen. bond şansı burada da karşımıza çıkmakta ve mickey mouse esprisine iki kere gönderme yaparak küçük fare aracılığıyla koordinat düzlemi dersimizi tamamlamış olmanın gururunu yaşamaktayızdır.

daniel craig
trenle seyahat için evden özellikle getirtilmiş kıyafetler ve her ortam için ayrı ayrı bulundurulan güneş gözlükleriyle birlikte silah eğitimi kursu tamamlanarak veliaht irisi düşmanın saldırısı bölümüne geçtiğimizde bütün trenin baştan sonra harap olmuşken kavga arbede ortamı süregelmekte iken daha az önce dolu olan trende kimsenin olmamasına şaşırdık mı. ı ıh.

eyy bond. eyy 007. yaşlanmışın. paslanmışın. adam seni ne dövdü ya la. bi dövdü ya la. anaaam. filmin başında barnaklarıynan göz çıkaran veliaht irisi ayağına dolanan iple trenden havalanınca ne zamandır aralarındaki yakınlaşmanın yatak sahnesine dönüşmesi an meselesi olan çiftimiz arayı kapatmak istercesine yenilen dayakların bile önemi olmadığını öğretir bize. ama işte bond budur. ne olursa olsun ne kadar dayak işkence vs. bunlar teferruat. silah at avrat. olay bu. tabi burada atı aston martin oynamış. halbuki mustang de giderdi.

çölün ortasında ne beklediklerini bilmeden kendilerini birilerinin gelip almasına şaşırmadan işleyen süreçte ortama silahsız dalarak erkekliğin tavanını ifa eden 007 hata yaptığını anladığında kulak bölgesi civarinda delik oluşmuştur bile. çocukluktaki duygusal travmaların kötü adamlar yarattığı teziylen babamı kaptın ben de seni öldürecem ağlașmaları filmin kötü adamı olmak için bile yetersizken aklımızda django daki bol gönüllü alman olarak yer etmiş christoph waltz a hiiiiiiç yakışmaz. yüksek alarmlı saati sayesinde bizi bu iğrenç sahneden ve getirilerinden kurtaran bond açık alandaki vurulamazlık becerisiyle adeta türk filmlerine taş çıkartır. anında helikopterle savaş çığlıkları atarak memleketine dönen 007 filmin 2. kötü adamı konumuna inen c yi afişe eder. c. ah ya. c. ne kadar da hicivli. hem o nasıl bir ölümdür ya. ayağım kaydı 171. kattan düştüm diye bi ölüm mü olur. adama yakışan bu mudur. c. pehhh.


christoph waltz
sonrasında bizim bol yürekli alman yine ölmemiş bond u aşk hayatından yakalamak üzere zaten yıkılması uzun zamandır planlanan eski istihbarat binasına çekmiş binaya bombeler yerleştirmiş ve de patlatmıştır. peki sorarım size. binaya belediyeden yıkım izni çıkalı bu kadar zaman geçmiş olduğu halde hangi yarım akıllı binanın altına tekne bağlar. üstelik bir değil. iki değil. kaç tekne. tekne de bizim fış fış kayıkçı teknelerinden değil ha.
ayriyeten öldürmek için işini sağlama almış bir adam niye 3 dakika diyerek olayı uzatsın bu biiiiir. testere filmi mi lan bu. dişiyi zaten öldürmeyi plânladıysan adamın ruh halini inciterek onu olduğu yere mıhlamak adına niye öldürmedin ikiiiii. hadi öldürmedin bağladın sakladın bond buldu koltuğuna bi patlayıcı yerleştir be abi bu da üüüüç.

mutlu sona ulaşmak için gereken kötü adamın ölmesini görmek mi acaba derken bond un patronunun beylik lafı karşımıza çıkar. öldürme yetkisi aynı zamanda öldürmeme yetkisidir. ve de öyle olur. olmasa bu cümlenin senaryoda işi ne. bond bol yürekli almanı vurmaz. emeklilik dilekçesini yazar. basar gider.

ÖZET: BOND EMEKLİ OLDİ Mİ, ISSIZ ACUN KALDİ Mİ.

SEVERUS SNAPE - BİR GİZLİ KAHRAMANIN TRAJİK AFİŞE OLUŞU

alan rickman
Öncelikle şunu belirtmeli. Kendisi adamın dibidir. Hatta adamın başıdır. Adamın ortasıdır. Adamlığı yazmıştır. Olunması gerektiği gibi adamdır. Nasıl adam olunması gerektiğinin tüyolarıyla bezenmiş zat-ı mükemmeldir Severus Snape.
Herkes gibi yaşadığı ergen sorunları ve dışlanmışlık nedeniyle verdiği yanlış kararlar sonrası mahkum olduğu bir dövme yüzünden hayatı kararmıştır. Yaptığı hataları geri almak için işinde kendini ustalaştırmış çağın büyücüsü denilen adamın bile içini okuyamadığı birine dönüşmüştür. Bu dönüşüm her şeyden çok kişiliğine zarar vermiş onu asosyal ve itici bir adam görüntüsüne sokmuştur. Çizgi roman kahramanları gibi işleri perde arkasından gizlice dikkatlice ve aşırı zekice halletmiş her ne kadar iyi adam olsa da kötü adam etiketi üzerine yapışıp kalmış ve de bununla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Dünyanın en çok sevip saydığı adamlardan birini, kendi akıl hocasını, gizli sığınağını, konuşabildiği tek adamı, can dostunu, kötü yollardan dönüş biletini, kendi eliyle öldürmek zorunda kalması üstelik bunun bir zorunluluk olarak aynı kişiden talep olarak gelmesi hayatının en acıtıcı olayıdır. Gönlümüzde taht kurmadan evvel ısrarla kabul etmekten imtina ettiğimiz süper ötesi karakteriyle bizleri kendisine hayran ve de kendisinden mahrum bırakmıştır.
kahramanOnun kendisinden önceki bütün büyücülere taş çıkartacak hayat yaşadığını hollywood un kaleme aldığı çeşitli milletlerden süper ajanlardan daha süper ajan olduğunu söylemek kesinlikle doğru olur. Dayandığı acılar yaşadığı ızdıraplar ve katlandığı asosyal yaşam biçimi ile dışlanmışlık 007 nin bile belini bükerdi orası kesin. Ne de olsa 007 kadın olmadan yaşayamaz.
gizli aşıkBir uydurmaya göre ölene kadar kadın nedir bilmemiş, düştüğü kötü yol hayatına anlam katan tek kadının ölümüne neden olduktan sonra o yoldan uzaklaşmak için gereken ne varsa yapmaya hazır hale gelmiştir. Başka kadınlarla hiç anılmamış olması derhal göz ardı edilebilecek bir ayrıntıdır.
Sonuç olarak son anda da olsa hayatını ne için adadığını anlatmayı başarmış ve kendisini kahraman yapabilmiştir.

ÖZET: SEVERUS SENİ SNAPE