ustam ve ben. elif şafak imzalı mimar sinan yüceltmecesi.
kitabın sonsözünde elif şafak ın da aksetme gereği duyduğu gibi kendisi mimar sinan hakkında bir kitap yazmak istemiş olayların akışıyla zamanın ilerleyişiyle karakterlerin gerçekliğiyle oynamış hepsini harmanlamış yapmış olmuş.
ona laf sokucam buna laf sokucam şunu yücelticem araya da fil katıcam derken mevzunun ne olduğunu anlayamadığımız kitabın yarısına gelince başkarakterin çakma olduğunun ifade edildiği aslında her şey matrix bildiğiniz her şey yalan kıvamında kendinizi pisa kulesi gibi uluorta cıscıbıl cahil hissettiğiniz bir serüvenden sonra kitap esas mevzuya mazhar olarak akıcılığa kavuşmuş karakterler neydim ne oldum ama aslında ben bu idim mesajlarıyla geçiş yapmaya başlarlar.
filleri severiz filbazdan ötürü kakalamasıyla duygusallaştırılıp anlatılan her olaya itik buruk bir çocuk nazarıyla yaklaştırılmaya başladığımız süreçte beni sevmen için dağları deldim camiye çevirdim diye isyan eden yüz yaşını geçmiş çırak kalfa usta fosil dörtlemesini tamamlamış ama hayata gözlerini tamamlayamamış yaş 105 olmuş iş bitmemiş mimar ve filbaz cihan kanuni sultan süleyman yıllarından başlayarak osmanlı döneminin içinden başlayan bir kesit sunmaktadır bize hindistanda sona eren.
halkların yönetim biçimleri çok ulusluluk ırkçılık karar mekanizmaları bilim uğraşıları toplumsal algılar mahalle baskısı güç dengeleri hayattan beklentiler varsıllık yoksulluk kefeni cebi yok kula kulluk etmek nüfus yoğunluğu kablosuz internet yoksunluğu gibi konulara her okuyanın kendince anlamlar çıkaracağı konusuyla hiç alakası olmayan mesajlarıyla şişirilmiş zorlama bir kitap izlenimi vermektedir.
kitabın finali aksiyon gerilim tadında gerçeklerin peşinde oklar işlemez kurşun geçirmez cüneyt arkın misali yoluna devam eden cihanın ölmeyi başaramadığı için hintli olan lakabına uygun şekilde hindistana gidip orada da mimarlığına devam etmesiyle hareket ve çeşitlilik kazanır.
fil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TERS YÜZ - DUYGULARINIZI TERS YÜZ EDECEK BİR FİLM
Animasyon olması bile ilgimi çekmesi için
yeterliyken renkleri kullanımıyla gönlümü çelmesi daha hızlı oldu. Bir bebeğin
dünyaya gelişiyle başlayan filmde karakterlerimiz aslında duygular.
İlk önce neden neşenin ortaya çıktığına
dair bilimsel bir açıklama var mı bilmem ama film icabı deyip geçelim. Bebeğin
ilk keşifleriyle birlikte önce üzüntünün ardından korku, tiksinti ve öfkenin
ortaya çıkması uzun sürmez ve neşenin hakimiyeti son bulur. Buna rağmen uzun
zaman - ki bu süreç içinde bulunduğumuz karakterin erken ergen olma dönemine
kadar - devam eder 'neşeli günler'. Her çocuğun yaşaması muhtemel kırılma
dönemlerinden birine tanılık ederiz. Diğer duygular özellikle üzüntü bize
kocaman bir hayat dersi verir film boyunca.
Beynin içinde öğretsel bir tur attıktan ve
beynin işleyişine dair sevimli bilgiler elde ettikten sonra olayları yoluna
koymak için bazen geçmişimizle yüzleşmek gerektiğini bazen de geçmişimizi
arkamızda bırakmamız gerektiğini öğreniriz sulu gözlerle.
Ergenliğin bir diğer kırılma noktası
olduğu da belirtilirken mutlu sona doğru yelken açarız.
Bize öğretilen en temel hikaye bütün
duyguların bir bütün olduğu, hepsinin iç içe olduğudur.
Kafama takılan anne karakterinin
duygularının betimlenmesinde dişi, baba karakterinin duygularının
betimlenmesinde erkek karakterler kullanılması ancak çocuğun duygularının betimlenmesinde
karakterlerin hem dişi hem erkek olması.
Özellikle kedinin gamsızlığı şahanedir.
ÖZET: HER FANİ ERGENLİĞİ TADACAKTIR.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



