cüneyt arkın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cüneyt arkın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

USTAM VE BEN - OSMANLI MİMAR SİNAN VE BEYAZ FİL HARMANLAMASI

ustam ve ben
ustam ve ben. elif şafak imzalı mimar sinan yüceltmecesi.

kitabın sonsözünde elif şafak ın da aksetme gereği duyduğu gibi kendisi mimar sinan hakkında bir kitap yazmak istemiş olayların akışıyla zamanın ilerleyişiyle karakterlerin gerçekliğiyle oynamış hepsini harmanlamış yapmış olmuş.

ona laf sokucam buna laf sokucam şunu yücelticem araya da fil katıcam derken mevzunun ne olduğunu anlayamadığımız kitabın yarısına gelince başkarakterin çakma olduğunun ifade edildiği aslında her şey matrix bildiğiniz her şey yalan kıvamında kendinizi pisa kulesi gibi uluorta cıscıbıl cahil hissettiğiniz bir serüvenden sonra kitap esas mevzuya mazhar olarak akıcılığa kavuşmuş karakterler neydim ne oldum ama aslında ben bu idim mesajlarıyla geçiş yapmaya başlarlar.

filleri severiz filbazdan ötürü kakalamasıyla duygusallaştırılıp anlatılan her olaya itik buruk bir çocuk nazarıyla yaklaştırılmaya başladığımız süreçte beni sevmen için dağları deldim camiye çevirdim diye isyan eden yüz yaşını geçmiş çırak kalfa usta fosil dörtlemesini tamamlamış ama hayata gözlerini tamamlayamamış yaş 105 olmuş iş bitmemiş mimar ve filbaz cihan kanuni sultan süleyman yıllarından başlayarak osmanlı döneminin içinden başlayan bir kesit sunmaktadır bize hindistanda sona eren.

halkların yönetim biçimleri çok ulusluluk ırkçılık karar mekanizmaları bilim uğraşıları toplumsal algılar mahalle baskısı güç dengeleri hayattan beklentiler varsıllık yoksulluk kefeni cebi yok kula kulluk etmek nüfus yoğunluğu kablosuz internet yoksunluğu gibi konulara her okuyanın kendince anlamlar çıkaracağı konusuyla hiç alakası olmayan mesajlarıyla şişirilmiş zorlama bir kitap izlenimi vermektedir.

ustam ve ben

kitabın finali aksiyon gerilim tadında gerçeklerin peşinde oklar işlemez kurşun geçirmez cüneyt arkın misali yoluna devam eden cihanın ölmeyi başaramadığı için hintli olan lakabına uygun şekilde hindistana gidip orada da mimarlığına devam etmesiyle hareket ve çeşitlilik kazanır.

AKLINDAN BİR SAYI TUT - ŞİMDİ BIRAK

aklından bir sayı tut
aklından bir sayı tut. john verdon denen amca hayatı boyunca reklamcılıkla uğraşmış sonra da emekli olmaya karar verip münzevi bir hayata çekilmiş akabinde bakmış olmuyo keşke bizim de şuralarda bir seri katilimiz olsa diyerek kitap yazma sevdasına düşmüş amerikalı bir romancıdır.

kapitalizmin de özü serbest piyasa anlayışıyla herkes yapınca oluyo ben de deneyecem tribiyle kendi seri katilini kendin yarat peşine de bir dedektif tak düşüncesiyle yola çıkılmış bu ilk kitapta yazarın ilk kitabı yani kitaptaki karakterin karısının tabiriyle belki de dünyanın en iyi dedektifi olan emekli dedektif gurney olayın içine dalar yeni bakış açıları sunar psikolojik değerlendirmeler yaratır ve davayı çözer.

Yazar gerçek hayattaki emekli kişiliğinin bir yansıması olarak roller yüklediği canı sıkılan emekli dedektif gurney üzerinden yaşadıkları dağ evini doğayı kişileri falan anlatmaya girer ki edebiyat parçalayarak sanırsın ki bir dostoyevski bir hugo bir balzac olmuş kitabı şişirmektedir. bu durum bir süre sonra kabak tadı verir ki benim üzerimdeki etkisi direk uykuya dalmam olmuştur. betimlemeler tanımlamalar rus edebiyatına taş çıkartmak isterken göz çıkartmaktadır. sıkılmaktan esnemekten gözümüzden yaş gelmekte ama okumak ve sonucu görmek için karda bata çıka yürümeye benzer şekilde ilerlemekteyizdir.

ha babam de babam sonuca yaklaştığımız vakit yaratılan güzel bir teorinin sözüm ona dünyanın en iyi dedektifi olması muhtemel gurney tarafından yumurta yere düşüp çatladıktan sonra çıkan sesten sonra fark edilebilmesi içimize fazla yağlı baklava gibi oturmuştur.
aklından bir sayı tut

her şeye rağmen güzel bir finali hak ederiz herkes ölür biz de seyrederiz diye beklerken vay arkadaş kurşunlardan ve de oklardan sıyrık bile almadan kurtulan bir cüneyt arkın misali karakterlerin hepsi hayatta kalmayı başarır ve bizi kocaman bir offfff demeye sevk eder.

yazarın ikinci kitabı çıkınca anlarız ki karakterler ona daha çooook lazım olacaklardır ki bu nedenle ölmemektedirler.

karıştığı olaydan dolayı ölümün ucundan dönen gurney e karısı bazen içten içe bazen alenen sitem ederek noldu hani emekli oldundu ve biz doğa içinde doğa için yaşayacaktık tripleri yapsa da dedektifimiz ya valla bi kerelikti gevelemesiyle yarım elma gönül alma yapıp ikinci kitaba selam çakar. biz de deneysel edebiyat yapan bu amcanın kitabına du bakalım nolcek merakımızla devam ederiz.

ÇILGIN MAX ÖFKELİ YOLLAR - NE ARADIĞINI BİLMİYORSAN YOLA ÇIKMAK TEHLİKELİ VE YASAKTIR

çılgın max öfkeli yollarçılgın max öfkeli yollar. yok olmanın eşiğindeki bir dünyada feminizmin yükselişine tanık olduğumuz vurdulu kırdılı anlayışa yeni bir soluk getirerek hareketlilik de katan 6 oscar almış film.

gelecekte savaşlardan arta kalmış bir dünyada suyu kontrol edenin dünyaya hakim olduğu gerçeğinin gözümüzün önüne serilmesiyle başlar film. dünya dediysek tabi ki amerika. geriye hep o kalır ne de olsa. o kadar nükleer savaş yapılmış okyanuslar tuz çölüne dönmüş bitki namına ne varsa kurumuş mevsimler değişmiş yağmur falan yok ama hala su var. üstelik savaşlar petrolle petrol için yapılmışken hala petrol de var. kocaman motorlu çok beygirli arabalara yetecek kadar petrol hem de. kimse yürümüyo desek yeri var. petrolü nasıl çıkartıyorsun arkadaş demeye çekiniyoruz. ortada küçük sanayi falan da yok. ama herkes motor ustası. ne yer ne içerler zaten belli değil. ama 6 oscar aldı.

çılgın max öfkeli yollarhikayede en baş dişi karakter charlize theron baş kötü adamın damızlık diyerek zorla kendisine eş yaptığı çocuklarını doğurtmak için mal gibi kullandığı kadınlarını kaçırıp 3 orduyu peşine takarak kaçmaktadır. nereye dersek kimse bilmiyo. bu arada kendilerini kayıtsız şartsız ölümüne baş kötüye adamış beyaz tenli adamlardan oluşan ordunun kan deposu olarak kullandığı esir durumundaki çılgın max gidemediğin yer senin değildir kaçamadığın savaş sana girer durumuyla kendini işin içinde bulur ve sıyrılmanın yollarını arar. çölde italyanın dağ yollarında gider gibi slalom atan koca koca kamyonlar iş makineleri tırlar modifiyeli arabalar bize geçit sunarken arabaya zincirli olarak attığı kaç adet olduğu belli olmayan taklalardan sonra ne bi kırık kaburga ne böğründe bi şarapnel parçası olmadan mucizenin milenyum versiyonu olarak ayağa kalkan çılgın max kadınlarla iş birliği yaparak zincirlerinden kurtulur ve onlarla birlikte savaşacak fedakar korumacı son mohikan rolüne bürünür.

tom hardy

çılgın max karakterini leonardo dicaprio nun oscar heykelciğini almasına vesile olan diriliş filmindeki kötü karakterli asker bozması rolüyle karşımıza çıkan tom hardy oynamaktadır ve kafa karışıklığı içinde kendisini seyretmeye dalarız.





charlize theron

içinde anne sütü mü benzin mi olduğunu kestiremediğimiz çünkü kurşunlardan etkilenmiyo olan koca tankeri film boyunca peşlerine neden sürüklediklerini ya da tır çamura saplandığında charlize theron un 4 milyon tonluk tırı ittirerek destek vermeye çalışmasının hangi akla hizmet olduğunu dahası bu sahnelerden hangisinin oscar için ideal algılandığını bilememekteyizdir.




bütün engelleri bir bir aşarak gitmek istedikleri yere ulaşan firariler geldikleri yerin de yalnızca çöl olduğunu gidilecek bir yer olmadığını kavrayınca peşlerine düşen orduların ana karargahı boş bıraktıkları fikriyle gerisin geri dönerek fetih görevine çıkarlar.

hepimiz birimiz birimiz hepimiz anlayışıyla dişi cüneyt arkın olarak birer kara murat kesilen dişiler baş kötünün karısı olma ayrıcalığı ile dokunulmaz ve de kurşun sıkılamazdırlar. baş kötü de dahil olmak üzere birçok can yakan dişiler karargahın kontrolünü ele geçirir ve nasıl olsa ölecez ha bugün ha yarın için gari diyerek suyu diğerleriyle paylaşırlar.

ÖZET: İKİ ÇILGIN BİR ARAYA GELMEMELİYDİ BENZİNİ SUYU BU KADAR SEVMEMELİYDİ

Fİ Çİ Pİ - AZRA KOHEN İMZALI KİŞİSEL GELİŞEMEME ROMANI

fi çi pi. sıradan kişisel gelişim kitaplarından biri olmamak için yazarı azra kohen tarafından yazılan ancak kullandığı materyaller temalar öğretiler ve biteremeyicilikle sıradanlığın tavanını döşeyen kitap.

azra kohenazra kohenazra kohen

bir yazar ilk romanında üçleme yazar mı yazar. aklına konu gelmiştir. sığmıyodur bi kitaba. kime ne. yazar. yazdı da. 3 kitabı cilt olarak birbirinden ayıran nedir? konu? ele alınış? tarih? bakış açısı? hiçbiri yok. yalnızca birinci kitabın sonunda 2 yıl ileri gidip ikinci kitabın başında 2 yıl geri gelmemiz dışında üçleme olmasının sayfa sayısından başka bir özelliği yok.

işlediği ya da anlatmaya çalıştığı konuyu okuyucunun ilgisini çekmek için olduğunu düşündüğümüz nedenlerden ötürü yani okunma ihtiyacı yazdım yaaa nolur okuyun gibi cinsel unsurları fazlasıyla kullanıp bi de tarantino ya laf ediyorum sürdürme eğiliminde olarak bunu da 3 kitabın tamamına yayarak bizi bezdirmiştir. yarattığı bütün karakterlerin sorunlu oluşunun altında cinsel eksikliğin ya da cinsel mağduriyetin ya da cinsel istismarın ya da cinsellikle ilgili bir noktaya parmak basan bir mevzunun olması neredeyse kitaptaki herkesin çiftleşmek için deli dana gibi ortalığa düşmüş olması veya birini bulmak ihtiyacıyla kendini tamamlamaya çalışması o da ne ya durumu akıllara başka sorular da getirmektedir ammaaaa neyse.

diğer bir taraftan özellikle polisiye bilimkurgu gibi süregiden çözümlemeli hikayeleri romanları kurguları okuma meraklısı olanlar için daha ilk sayfalardan başlayarak geleceğe atıfta bulunma gelecekle ilgili tüyolar verme ya da gelecekten kesin bilgiler aktarma durumu sinemaya giren kişiye yer göstericinin katil bahçıvan demesi gibi aşırı rahatsız edici tiksindirici ve hatta kitabı elinden attırasıcı bir etki yapmaktadır. kitabın kalanını okumak için defalarca kendinize ha gayret yapabilirsin telkinlerini salık vermenizi şart koşar. bu ahval ve şerait içinde dahi kendimizi okumaya zorlamakta zorlansak da deneyip bitirdiğimizde kitabın genelinden öğrendiğimiz ki bunlar da kişiye göre değişir 3 bilemedin 5 yararlı bilgi dışında elimize 1500 sayfalık bir zaman kaybından başka hiçbir şey geçmez.

hadi o kadar yazdı. hadi o kadar zaman ayırdın. hadi o kadar okudun. noldu. insan bu kadar saçmalamanın sonunda kesin final babalar gibi olacak anıtı dikilecek daha söyleyecek sözü bitmedi hiti sondadır diyerek ilerlerken bari adam gibi bir final olsaydı diye bekleyedursun goccccaaa üçlemenin finali değme fantastik romanlara taş çıkartırcasına cüneyt arkın filmlerine selam çakarcasına salih dursun un kırmızı kartı gibi yüzümüzü kızartırcasına çeksene elini kırıcan mı belimi dedirtircesine sefalet içinde yerlerde yuvarlanır. kalkamaz. kalksa da artık kimse onu umursamaz. sallamaz.

fi adlı birinci kitapta hastalık derecesinde fi ye kafayı takmış bir karakterden fi nin ne olduğunu hatırlamayan hatırlatmayan bir karaktere dönüşümü de gördük.

çi adlı ikinci kitapta hastalık derecesinde çi ye takıntılı bir karakterden çi nin ne olduğunu hatırlamayan hatırlatmayan bir karaktere dönüşümü de gördük.

pi adlı üçüncü kitapta pi den hiç bahsedilmediğini de gördük.

uzun lafın kısası kişisel gelişememe sözlüğü niteliği taşımakta olan bu kitabı yazar azra kohen belki hayranlarından gelen gazla dörtlemeye falan çıkartırsa diye korkmaktayızdır.

ÖZET: DEVEYE CİLVE YAP DEMİŞLER İKİ ÇADIR DEVİRMİŞ.

TAŞIYICI - HIZ AKSİYON MACERA AİLECEK NAKLİYE ŞİRKETİ

taşıyıcı
taşıyıcı. hem de tam gaz. film kendimi izlemek zorunda bıraktığım 1.5 saat boyunca bir filmde neler olmamalı neden olmamalı ergenler bu filmlerden ne anlıyor ve aksiyon nedir ne değildir sorularına aramamakta olduğum halde yanıtlar bulmamı sağlayarak yegane yararını gerçekleştirmiş dipyapıttır.


filmde işinin ehli olduğu söylenen o işi ehil yapacak kadar yaş almamış olmasına rağmen soru sormadan gözlerimi kaparım vazifemi yaparım mantığıyla hareket eden zaten asker kökenli olduğu ki o işi de eline gözüne bulaştırdığı defalarca ifade edilen kendisini taht oyunları dizisinden üç bölüm oynayabilmiş ikinci oğullar adıyla ortalıkta gezinen istenmeyen veletler ya da piçler olarak da adlandırabileceğimiz bir grubun başındaki ejderhaların annesine vurgun savaşçı olarak tanıdığımız cılız ama şimdi kasa bürünmüş ed skrein in oynadığı taşıyıcı rolündeki arkadaşın gözlerimize bayram ettiren vay be kapitalizm sen her derde devasın dedirten audi marka arabasıyla iş peşinde koşması anlatılır.

taşıyıcı
yine böyle o iş onun öteki iş onun çok yoğun bir günün içindeyken dişi karakterler ne zaman ekranı ele geçirecek diye hazırda bekleyen ergenlerin aklındaki soruyu hissedercesine 1 değil 2 değil tam 4 dişiyi kaslı seksi erkeğimizin arabasına doluşturur. bu dişiler ki zamanında kendilerini ailelerinin para karşılığı satması nedeniyle patron dedikleri rus mafyavarisinden intikam almak üzere harekete geçmiştirler. olayların içinde kalan içinde kalması için önce babası kaçırılarak zorlanan ardından aşkın girdabından içeri çekildiği için ayak işlerini yapan taşıyıcı filmin sonunu getirmek için hızlı dövüşler ve hızlı sürüşler yapar. beklenen aksiyonun tavan yaptığı sahneler peşi sıra ilerler. hayır aksiyon yapıyorsun da niye adamakıllı düşünmüyosun o sahneleri. bu kadar saçmalamak ne kazandırıyo sana. cüneyt arkın filmlerini aratmaz sahnelerle finale gelinir. ve film nihayet biter. filmin finali zengin kız fakir oğlan durumudur ki severek ayrılalım şarkısı eşliğinde gözyaşları sele dönüşür. bittiği için tabi.


filmin bizim için tek artısı dexter dizisinden hatırladığımız seri katil tiplemesini layikiyle yerine getiren ve filmdeki oyunculuğunun dizideki oyunculuğunun yanından geçemeyeceği yalnızca kendisini görmüş olmamız olarak bize yansıyan ray stevenson un karşımıza çıkmasıdır.

ray stevenson

ÖZET: DEVEYE SORMUŞLAR BOYNUN NEDEN EĞRİ, TAŞIYICIYIM DEMİŞ.